Örümcek Ahmet ve Kağıt Uçak

Mavi nehirin karşısında yaşayan bir örümcek yaşarmış. Bu küçük örümceğin ismi Ahmet’miş. Üç gün sonra Ahmet’in doğum günüymüş. Mavi nehirin karşısında yaşayan kuzeni Özlem’i doğum gününe davet etmek için çok güzel bir kart hazırlamış.

Ahmet, sırtında çantası ve bu çantanın içinde davetiyesiyle beraber ıslık çala çala Mavi nehire gelmiş. Birden ıslık çalmayı bırakıp, Mavi nehirin hızlıca akan suyuna bakınca sudan ne kadar korktuğunu tekrar hatırlamış.

Ahmet sudan o kadar çok kokarmış ki, annesi onu banyo yapması için sadece haftanın bir günü ikna edebiliyormuş.

Nehirin kıyısındaki, yeşil çimenlerin üzerine oturuvermiş Ahmet. Otururken de boş durmayıp, nehirin karşısına nasıl geçeceğini düşünmeye başlamış. Yemek aramaya çıkan Karınca Kazım, Ahmet’i çimenlerin üzerinde oturduğunu görünce,

‘Merhaba Ahmet, nasılsın? Neden burada oturuyorsun?’ demiş.

‘Merhaba Kazım, iki gün sonra benim doğum günüm. Mavi Nehir’in karşısında yaşayan kuzenim Özlem’i de çağırmak istiyorum. Kart bile hazırladım. Ama karşıya nasıl geçeceğimi bilmiyorum. Çünkü zaten sudan çok korkuyorum ve Mavi Nehir çok hızlı akıyor.’ dedikten sonra üzgün üzgün nehire bakmış Ahmet.

Karınca Kazım da, Ahmet’in yanına çimenlerin üzerine oturmuş. Başlamışlar düşünmeye.

Mavi Nehir çok güzel de, karşı tarafına geçmesi çok zormuş.

‘Sen çok iyi zıplıyorsun. Acaba bu nehirin üzerinden zıplasan olmaz mı?’ diye sormuş heyecanla Kazım.

‘Evet zıplayabilirim ama bu nehir çok büyük o yüzden deneyemem.’

İki arkadaş düşünmeye devam etmişler. Sinek Sinem tam onların tepesinde vızıldarken, iki arkadaşı görmüş. Onlarla oyun oynamak için yanlarına konmuş.

‘Merhaba arkadaşlar nasılsınız?’ diye sormuş.

Ahmet de, karşıya geçip kuzeni Özlem’i doğum gününe çağırmak istediğini ama nehiri geçemediğini anlatmış Sinem’e.

‘İstersen senin için Özlem’e gidip, doğum gününe davet edebilirim.’ demiş.

Ama Ahmet kuzenini kendisi davet etmek istiyormuş.

Akıllarına bir fikir gelmiş. Uçmak için kanat lazımmış. Tüm kanatlı hayvanlar uçabiliyormuş çünkü.

Yerde buldukları tüm kuş tüylerini toplamışlar. Kanat yapıp Ahmet’in sekiz bacağından, dördüne bağlamışlar.

Ahmet başlamış yaptıkları kanatları çırpmaya. Çırpmış çırpmış. Yerden azıcık yukarıya havalanmış ama hemen yere düşmüş tekrar. Bu kanatlar Ahmet’i karşıya geçirmeye yaramamış.

Bu sefer üç arkadaş, çimenlere oturup düşünmeye başlamışlar. Bir etraflarına, bir nehire bakıyorlarmış.

Az ileride oynayan, kocaman bir insan çocuk görmüşler. Kağıttan bir uçak yapıp onunla oynuyormuş. Bir aşağıya, bir yukarıya koşuşturup duruyormuş bu insan çocuk. Kağıttan uçağı atıp uçurdukça kahkahalar atıyormuş. Onu gören bizim üç arkadaş da gülmeye başlamışlar. O kadar çok gülmüşlerki karınları ağrımış artık.

Sinemin aklına harika bir fikir gelmiş.

Eğer bu çocukla konuşabilirlerse, belki çocuk onları uçağıyla karşı tarafa uçurabilirmiş. Özlem ile konuştuktan sonra, belki tekrar o karşı taraftan bu tarafa uçabilirlermiş yine aynı uçakla. İnsan çocuk dev olduğu için Mavi nehir’i geçmek hiç de zor değilmiş ki onun için. Herkes bu fikri çok sevdi. Ama bir sorun vardı, bu dev çocukla nasıl konuşacaklardır?

Hep beraber konuşmaya karar verdiler. İlk önce Sinem uçarak gidecekti. Çocuk aşağıya bakınca Ahmet ve Kazım’ı da görecekti. Hep beraber çocuğun olduğu yere doğru gitmeye başladılar.

Sinem uçarak çocuğun burnuna kondu.

‘Afedersin. Bize yardım edebilir misin? Senin yardımına ihtiyacımız var.’ dedi.

Dev çocuk Sinem’i anlamıştı. Diğer insanlar gibi sadece vızıltı duymamıştı.

Sinem aşağıya doğru uçarak arkadaşlarının yanına indi. Dev çocuk da yere doğru eğildi ve başladı Ahmet’le Kazım’ı dinlemeye.

‘Benim adım Ömer. Size yardım etmeyi çok isterim.’ dedi gülerek. Sonra kağıttan çok sağlam bir uçak yapmış.

Ahmet, Kazım ve Sinem bu kağıttan uçağa binmiş.

‘Herkes hazır mı?’ demiş dev Ömer.

Hep beraber ‘Evet’ diye bağırmışlar. Ömer kağıt uçağı yavaşça yerden almış.

Bir, iki, üççççç der demez Mavi Nehir’in karşı tarafına fırlatmış uçağı. Uçak gökte süzülmüş, süzülmüş ve karşı tarafa yavaşça inmiş. Üç arkadaş uçaktan iner inmez, koşarak Özlem’in evine gitmişler. Ahmet, kuzeni için hazırladığı kartını verip, doğum gününe davet etmiş. Sonra koşarak uçağın olduğu yere geri gelmişler.

Dev Ömer kocaman iki adım atıp, nehirin karşı tarafına geçmiş.

‘Hazır mısınız, arkadaşlar?’ demiş.

Herkes tekrar ‘evet’ der demez uçağı nehirin karşı tarafına fırlatmış. Bu sefer daha uzağa gitmiş uçak. Dev uçağın peşinden koşmaya başlamış. Hep beraber gülmeye başlamışlar.

Sonra Örümcek Ahmet, hazırladığı kartlardan bir tane yeni arkadaşları Ömer’e vermiş.

‘Daha önce hiç bir örümceğin doğum gününe gitmemiştim. Mutlaka geleceğim.’ demiş.

Bizim üç arkadaş, Ömer’le vedalaşıp, evlerine doğru gitmeye başlamışlar.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s