Bülbülü Beklerken

Geceleri uyuyamadığı yetmiyormuş gibi, sabahları da saat 6’da camın önüne elinde bir bardak demli çayıyla bahçedeki gülü izler durur 70 yaşındaki Hatice. Hiç kimse nedenini bilmez. Kendi kendilerine konuşur dururlardı. “Acaba neden annem her sabah saat 6’da kalkıp bu gülü izliyor?” diye sorup dururlardı çocukları Hatice’nin ama hiç birinin aklına ona sormak gelmezdi.
Oysa ki, sorsalar annelerine bu gülün hikayesi nedir? Neden yıllardır yaz kış izler Hatice bu gülü? Belki cesaret bulup anlatırdı Hatice tüm olup biteni.
Derken gülün yaprakları teker teker dökülmeye başladı. Az kaldığını anlayıp tüm çocuklarını topladı etrafına. Herkes şaşkın şaşkın bekleyip durdu. Hatice önce bir çay demledi herkese. Dünden kalan kurabiyeleri de koydu tabaklara. Bu kurabiye işini de torunlar olduktan sonra öğrenmişti. O çok sevdiği çayını aldı yine eline Hatice. Açtı tülü yarıya kadar her zaman ki gibi. Baktı gülüne. Boynu iyice eğilmiş gülün, onca derdin altında ezilmek gibi.
Önce bir iç çekti Hatice, sonra döndü çocuklarına…
“Bu gülün hikayesini hepiniz merak edip durdunuz da, biriniz gelip sormadınız. Şimdi anlatmanın tam zamanı. Gül başladı boynunu büküp, yapraklarını teker teker dökmeye. Gülle beraber ben de gidiciyim bu sefer. Açın kulağınızı dinleyin. On beş yaşındayken çok sevdim birini. O kadar çok sevdim ki, sevdiğimi görmediğim gün nefes bile alamazdım. Yatıp kalkıp Allah’a dua ettim sevdiğime kavuşayım diye. O da beni çok sevdi. Her sabah 6’da babamın koyunlarını otlatmaya giderdim. O da gelirdi. 5 dakika bile olsa birbirimizi görür, birbirimizin gözlerinin içine bakardık da bir türlü konuşamazdık. Konuşmaya bile utanırdık. Her gün elinde bir gülle gelirdi. Nazar değdi bize. Nedendir bilmem ama değdi birilerinin gözleri işte. Bir gün gelmedi Hasan. Çok bekledim ama gelmedi. Sonraki gün elinde bir gül fidanıyla geldi bu sefer.
İlk defa konuştuk o gün.
Askere Kore’ye gönderiyorlarmış Hasan’ı. Savaşmış oralar hep. “Ama bekle beni geleceğim. Sonra da seni babandan isteyeceğim” dedi. “Gülün bülbülü beklediği gibi bekle beni gülüm.”
O fidan da bu yüzdenmiş. O gün, gözlerimden akan yaşı nasırlaşmış elleriyle sildi Hasan. Elimi ellerinin içine aldı. Gözlerinden bir damla yaş düştü ellerime. O zaman baktım deniz mavisi, buğulu gözlerine. Sonra eve döner dönmez fidanı bahçeye ektim. Güzelce baktım fidana, suladım her gün. Bülbüller güle geliyordu da, benim bülbülüm bir türlü gelmiyordu.
2 yıl her gün bekledim Hasan’ı.
Bir gün Hasan’ın kardeşi elinde bir mektupla geldi. Başladım okumaya, on güne geliyormuş Hasan. Gelir gelmez beni babamdan isteyecekmiş. Bülbülün güle kavuştuğu gibi kavuşacakmışız birbirimize. On gün sonra her zamanki gibi babamın hayvanlarını otlatıyordum. Gelirse Hasan, beni güzel görsün diye en güllü fistanımı giydim. Mavi tülbentimi taktım. Bekledim. Gelmedi Hasan.
Köy meydanından geçerken bir tabut gördüm. Hasan’ın babası, kardeşleri yüklemişler omuzlarına. Bir jandarma da Hasan’ın resmini taşıyor. İşte o zaman tüm dünya başıma yıkıldı. Ama sözünün eriymiş Hasan. On güne geleceğim dedi, geldi de. Ama bu dünyada kavuşamadım Hasan’a. Belki ahirette kavuşuruz.
Babam iki ay sonra beni, babanıza verdi. Sorulmazdı ki o zaman bize. Büyüklerimiz kendileri karar verirdi her şeye. Yoksa yapar mıydım bu haksızlığı babanıza? “Zamanla unutursun” dedi ablam. “Ölen öldü” dedi. Nereden bilsin ki yüreğimdeki bu yeri dolmaz boşluğu. Düşmemiş sevdaya hiç… Sevdaya düşmeyen, sevdayı? Bir ay içinde apar topar evlendirdiler bizi. Çeyiz sandığımla, bu gül fidanını aldım yanıma. Kimse anlamadı bu gü fidanını niye aldığımı. Umursamadılar da.
İşte her sabah 6’da bu gülü izlerim ben, bülbüller güle konacak mı diye. Şimdi gül solmaya başladı. Gülün ömrü bu kadarmış. Benim de zamanım yakındır. Bu sırla ölmek istemedim.” dedi Hatice. Sonra döndü baktı odadakilere. Kendisi de dahil, herkesin gözleri yaşlarla dolu. Kendi gözyaşlarını sildi, Hasan’ın elini yüzünde hissetti.
Gitti yattı Hatice. Gülün son yaprağı da düştü o gece. Sabah kalkmadı Hatice… Yaşlanmış yüzünde gülümsemesiyle kavuştu Hasan’ına.
Bülbül gelmedi ama gül kavuştu bülbülüne…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s