Son Sosis

  
Eğri oturup doğru konuşalım. Biraz özeleştiri yazısıdır bu. Uyarmadı demeyin sonra. Hepimizin ipin ucunu kaçırdığımız zamanlar mutlaka olmuştur. Arada pek sağlıklı olmayan yiyecekler içecekler kullandığım da oluyor. Maalesef. David sosis almıştı marketten. Şu en iyi marka olan Maret cinsinden. “A iyi marka zaten canım” deyip bahanem ve kalkanımı hazırlamıştım. İçim hem rahat, hem çok rahatsızdı. Doğal beslenmek isteyip, arada kaçamaklar yapan bir tiptim. Şu son zamanlarda bu kaçamaklar bayağı bir artmıştı. Belki de onca işin arasında işime geliyordu. Bilmiyorum. Kolay olduğu içinde sevinmiyorum diyemezdim. 

Ta ki bugüne kadar. Attan düşmüşe döndüm. Bizim çocukların egzaması artmaya başladı. Bayağı hassas ve kuru ciltleri. Hava faktörüne bağladım. Ama bu akşam çocuklar için o aldığımız meşhur sosisten yaptım. Çocuklar yediler. Buraya kadar herşey iyi. Ama gerçekte öyle değilmiş. Tabakları temizlerken tamamen farklı bir renk gördüm. Pembe lekeler. İçinde ne var bilmiyorum. Bakmaya da cesaretim yok açıkçası. Ama çocuklarıma verdiğim zararı anladım. 

Zararın neresinden dönülürse kârdır misali, David’le radikal bir karar aldık. O sosis bizim son sosisimizdi. Birkaç şeyi de tamamen çıkartmaya karar verdik hayatımızdan. 

Farklılıkları hep beraber göreceğiz.

Yarı Zamanlı Tuvalet Eğitimi

Attachment-1 (2)

Daha önce bahsetmiştim. Bizim Abbey kız, tuvalet eğitimi için kendisine en iyi zamanı seçmiş diye. Evet ben her ne kadar da hazır olmasam bile, bu onun eğitimi ve bu onun için en uygun zaman. Her üç çocuğumda da bu hep böyle oldu. Ben arada yaptığım (çoğu zaman) gibi bazen benim zamanımı çocuklara adapte etmeye çalıştım. Bu tuvalet eğitiminde de aynısı oldu. Sonuç mu?

Elimde bez, önümde kova çocukların gittiği odaları izlerinden takip eder olup, o izleri tek tek temizlemek ve sonunda pes etmek oldu. Çünkü bu çocuklar için uygun zaman değildi.

Çocuklarınızı gözlemlediğiniz zaman, göreceksiniz ki çocuklar kendi çaplarında size zaten mesaj yolluyorlar. Bu evrene yollanan mesajlar gibi değil. Daha basit oluyorlar. Sadece gözlemlemek ve uygulamak kalıyor bize.

Çiş, kaka gibi basit ama hayati mesajlar çoğunlukla. En azından benim çocuklar öyle mesajlar verdiler.

Ödül yöntemini kullanmıyoruz biz. Zaten pek de bir işe yaramıyor hani. Bizim ki daha basit oluyor. Bir adet lazımlığımız, çocuğa çişi yada kakası geldiğinde oraya nasıl oturacağını anlatıyorum. Tabi bunu tatbikata da dönüştürüyoruz. Bazen karşısında maymun da oluyoruz. Olsun. O bu büyük adımı atsın da, biz tüm hayvanlar alemi olmaya da razıyız.

Her yarım saatte çişi yada kakası olup olmadığını sorup, hatırlatmakta yarar var. Çoğu zaman bunun cevabı olumlu oluyor ve siz her lazımlığa denk gelen çiş için kendinizle ve çocuğunuzla gurur duyuyorsunuz. Hatta çığlık çığlığa ilk çişi kutluyorsunuz bile. En azından ben fazla reaksiyon gösterdiğim için öyle yapıyorum. Her çiş beni bir bezden kurtarıyor. Her bezden tasarruf ta, aile bütçesine ciddi bir artı olarak geri dönüyor.

Çocuk çişini yada kakasını yaptıktan sonra tuvalet kağıdıyla tanıştırıyorsunuz. Çok hoşuna gidiyor Abbey’nin. Büyük bir merasimle lazımlığı klozete döküp, şifonu çekerken “güle güle” seanslarımız da en sevdiklerimiz arasında.

Bizim olmazsa olmazlarımız yani.

Yalnız bunun püf noktası var. Bu tuvalet eğitimini tamamlayana kadar çocukları kızdırmamaya bakın. Yoksa bizim Abbey’nin yaptığı gibi, gözünüze baka baka halınızın ortasına işeyiveriyorlar.

Demedi demeyin.

Biz hala yarı zamanlıyız. Yani geceleri hala bez kullananlardanız. Şu anda yorgan, çarşaf yıkama törenleri için çok yorgunum. Ama dört numara doğar doğmaz, yarı zamandan tam zamana doğru bir geçiş çalışmalarımız olacak. Burada da yazacağım.

Demem o ki, çocuğunuz için en uygun zamanı seçsin.

Haftada Bir Hamburger

  
Biz bazı yemekleri aile geleneği haline getirmeyi seviyoruz. Bazı yemekleri, her hafta aynı gün yemek gibi. Tabi ki misafir yoksa o gün. Çocukların sevdiği bir yemekse bir de, o günü iple çekiyor çocuklar.

Malum çok seçici oluyorlar. Benim iki büyüklük öyle. Biri peynir yemez, diğeri bayılır. Biri et sevmez, diğeri hergün yese bıkmaz. Biri brokoli aşığıdır, diğeri dokunmaz bile. Beş parmağın beşi bir olmuyor. Dolayısıyla çocuklar da öyle.

Tüm çocukların ortak sevdikleri yemekler de vardır mesela. Pizza, hamburger bunların BAŞINDA gelir. E malum dışarıda yemek hem çok masraflı (bizim gibi kalabalık bir aileyseniz özellikle), hem de insanın içine sinmeyen bir çok faktörle karşı karşıya kalıyorsunuz. Çocuklar da hamburgeri çok seviyorlar. Ne yapmalı diye düşünürken, biz bulduk çareyi. Hem daha ucuz, hem içimiz rahat, hem de çocuklarla daha iyi zaman geçirme şansımız var. Yani hem baba mutlu, hem anne mutlu, hem de çocuklar. Bir taşla 5 kuş yani.

Biz Cuma akşamları kendi hamburgerimizi kendimiz yapıyoruz.

Malzemeler

Yarim kilo kıyma ( siz daha az da kullanabilirsiniz. Bizim sayımız malum)

Karabiber 

Galeta yada tam buğday unu

Tuz

Soğan (rendelenmiş)

Sarımsak

Papatya ekmek yada Hamburger ekmeği

Marul

Domates

Salatalık

Yapılışı

Köfteyi hazırlayın

Kızartmak yerine tost makinesini tercih ettik biz. 3’er dakika her bir yüzeyi olacak şekilde pişirdik. Toplamda 6 dakika.

Birkaç ufak insanı size yardım etmesi için yanınıza çağırın. Bende üç küçük insan olduğu için biraz daha kısa sürdü yapması. Mutfağı toplamasını hiiiç sormayın.

JJ marulları, domatesleri ve salatalıkları yıkadı.

Odelia domatesleri ve salatalıkları kesti. Tabi ki benim gözetimim altında.

Abbey de ekmekleri ikiye ayırdı.

Tam takım çalışması yani. Sonra kendi hamburgerlerini kendileri yaptılar. Hem kendileriyle gurur duydular, hem öğrendiler, hem de ikişer tane Hamburger yediler. 

Herşeyin bir çözümü, bir yolu var. Haftada bir defa hamburger yemenin yolu da bizim için bu.

Afiyet olsun!

Legolar Hakkındaki Gerçekler

  
Legolar… Birçok çocuk için vazgeçilmezler arasında. Özellikle hayal kurmayı ve birşeyler icat etmeyi seven çocukların olmazsa olmazı. Hem hayal güçlerini geliştirmekte, hem de motor becerilerini.  Bizim evde de çoğu evde olduğu gibi kopamadığımız bir ilişki var. Küçük çocuklar için olan büyük parçalar da büyük rağbetteydi evimizde. Ta ki o güne kadar.

  
Arabalar serisini ve kocaman bir uçak legosunu uygun bir fiyata ikinci el alana kadar… 

Daha üç ay önce 4 yaşına girmiş olan JJ oğlan, başka oyuncakların yüzüne bakmaz oldu. Evdeki masalardan bir tanesi sırf bu Legolara ayrıldı. Babayla daha fazla kaliteli zamanlar geçirilmeye başlandı. Babayla, çünkü annenin o küçücük parçalara ayıracak zamanı genelde olmuyor. Büyük Parça legolar görüyor benim işimi.

Neyse bu gözünü sevdiğim, canım legoların bayağı bir artısı oldu. 

1.

Oyalanmak isteyen bebelerin koyun önüne legoları, sonra izleyin ve görün. Sessiz olduklarında “hangi yaramazlık peşinde” diye endişelenmeye gerek yok. Lego tasarımlarıyla uğraşmaktan, evdeki tüm “sakıncalı ama çok cazip” yerleri tamamen unutuyorlar. 

2.

Küçücük kafalarının içindeki paha biçilemez hayalleri, kurguları az da olsa görebiliyorsunuz. Yetişkinlerin anlam ve Önem vermediği o hayal güçleri sayesinde, yepyeni icatlar çıkacaktır.

3.

Motor becerileri bayağı bir gelişecektir.

4. 

Daha hızlı düşünme becerilerini geliştireceklerdir. Neden sonuç ilişkisini daha hızlı kavrayabileceklerdir. 

5.

Evde eğitim konusunda birebirdir. Bir çok konu anlatımında kullanılabilir.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Üç madde de olumsuz Yönleri vardır.

1. 

Bağımlılık yapıyor. Kocam  bazen çocuklar uyurken de legoların başından ayrılmıyor. Bahanesi ise çocuklara öğretmek için becerilerini geliştiriyor. Ben de inandım 😂

2.

Dağınıklık. Küçük küçük parçalar. Toplaması da uzun Sürüyor tabi. Bizim bulduğumuz yöntem bir masanın üzerinde legoları yapmak ve ayrı ayrı poşetlerde tutmak. Böylece küçük parçalar da karışmayacak birbirine.

3.

Bu son ve en kötü yani legoların. Sakin ha sakın, bir legonun üzerine basmayın. Doğumla eş değer bir acısı bulunmakta. Hatta psikolog bir arkadaşım (Ceren bu sensin) acıları üçe ayırır.

  1. Bedensel acı

2.Ruhsal acı 

  1. Legonun üzerine bastığınız zaman ki acı.

Doğru Söze ne denir?!?

Yukarıdaki görüşler tamamen bir annenin görüşleridir. İsveç bilimadamlarının deney sonuçlarına dayanmamaktadır.

Ve kesinlikle Lego benim sponsorum falan değildir keşke olsaydı… Lego tr sorumluları duyarsınız umarım bunu.

Bunlar memnuniyet yazısıdır sadece.

4 Çocukla Bir Ay Alışverişsiz Yaşamak Mümkün mü?

  
4 Numaralı bebeğimiz hala gelmedi. Zaten daha 8 hafta var. Bu 8 hafta içinde istediği zaman gelebilir.

Yeni bir bebek, yeni masraflar demek çoğu kişi için. Bizdeki durum biraz farklı. 

Şu anda İstanbul’dayız. Çocuklarımızın çoğu kıyafetleri, Kitapları, kişisel eşyaları burada. Ihtiyacımız olanları, yeni evimize götürmek için ayırıyoruz. Ve gelecek kızımız için hiç bir eşyaya ihtiyacımız olmayacak. Satın almamız gereken HİÇ BİRŞEY yok. Bez hariç. Kumaş bezlerimiz var. Gerekli olur diye tek kullanımlık bez almamız lazım.

Odelia için gerekli kıyafetleri facebooktan ikinci el satan gruplardan temin ettim. JJ için de aynı şekilde. Abbey’nin kıyafetleri Odelia’dan kalanlar.

Hamilelik döneminde benim birkaç şeye ihtiyacım olmuştu ve bunları yine aynı gruplardan çok uygun fiyata temin ettim.

Aktivite, ev okulu ve gıda harici ürünleri pek almamaya karar verdik bu yıl. Önümüze bir yıllık bir plan çizmek yerine, aylık olarak bir plan yapacağız. Böylece hedeflerimize ulaşmak için daha gerçekçi bir çizelge izleyeceğiz. Bu bir hafta çizimlerimle ilgili almam gereken bazı gereçler var. Onları temin ettikten sonra başlayacağız bu döneme.

Çocuklarla alışverişsiz bir ay yaşamak, yada harcamalarınızı en aza indirgemek gerçekten mümkün.

1. Olmasa da olur!

Evet! Bir çok harcamalar olmasa da olurlardan. Bunların hangileri olduğuna ailece karar verin. Olmasa da olur uygulamasına başlayın.

2. Onarın!

Kıyafetlerin söküklerini daha fazla dikin. Atmak yerine, yenisini almak yerine onarın. Ayakkabılar da aynı şekilde.

3. İkinci El Kullanın

Ikinci el eşya kullanmak ayıp yada günah değil. Çok çok uygun fiyatlara, sizin ihtiyacınız olan eşyaları bulabilirsiniz. Facebook’ta birçok grup var bununla ilgili. Güvenilir grupları bulup alışverişe başlayabilirsiniz. Bizim çok kullandığımız bir Yöntem bu. 4. bebeğimiz için en çok gerekli olan araba koltuğunu çok uygun bir fiyata aldık.

4. Tüketmek Yerine Üretin!

Tüketici olmak yerine daha fazla üretin. Hem masrafları bayağı bir azaltmış olursunuz, hem de üretmenin vermiş olduğu mutluluğa ulaşırsınız.

Bizim başlı başına yaptığımız uygulamalar bunlar. Umarım hepinize bir şekilde yararlı olur.

Ev İşlerinde Çocukların Görevleri

  
Çocuklarla ev işi yapmak, fırtınada saç taramak gibi birşey. Özellikle bizim gibi en büyüğü 5 yaşında 3 çocuğunuz bir de 22 haftalık dördüncü çocuğa hamileyseniz, işler beklediğinizden daha karmaşık olabilir. Bizim yardımcımız yada çocuk bakıcımız da yok. O yüzden tek tabancayız diyebiliriz. 

Çoğu zaman evimiz, çocuksuz evlere oranla dağınıktır. Ama pis değildir. Bu dağınıklığı da minimuma indirecek yöntemlerimiz var!!! 

Sıkı durun… Ev işlerinde çocuklarımızında görevleri vardır. Evet ev işlerinde onlar da bize yardım etmektedirler. Çünkü onlar da bizim evimizin bir bireyidir. Sorumluluklar ve görevler alarak bu duyguyu daha da pekiştiriyorlar aynı anda ev daha da derli toplu olup, eve benziyor.

  
1. Basit görevler verin.

Çocuklara basit görevler verin. Her çocuğun iş yapabilme kapasitesi vardır. Çocuğun yaşına ve becerilerini göz önüne ALIN. Örneğin Odelia (5.5 yaşında) kırılabilecek olan eşyaları yeni yeni taşımaya başladı, cam bardak ve tabaklar gibi. Masayı tüm çocuklarla birlikte hazırlayıp, temizliyoruz. 

2. İşleri yaparken aynı zamanda eğlenin.

Her işin bir eğlenceli yanı vardır. Size düşen görev çocukların iş yaparken eğlenmelerini sağlamak hatta beraber eğlenebilirsiniz. 

Örneğin çamaşırları katlarken renklere göre ayırabilirler. Aynı anda çamaşırları katlayıp, renkleri de öğrenip alıştırma yapabilirler. Bir taşta iki kuş vurmak diye ben buna derim. 

  
3. Çocukları mutfağa sokmaktan çekinmeyin. 

Mutfakta çocuklar için o kadar çok yapılacak iş var ki bulaşık makinesini boşaltmaktan tutun, yemek yapmaya kadar. Çocuklar yemek yaparken çok eğleniyorlar. Aynı anda bir çok şey de öğreniyorlar. Sayı saymak, besin değerleri, renkler, dokular… Bunun gibi bir çok şey var listede. Yaptıkları yemekleri (çünkü onlara göre onlar yemek yapıyorlar, siz sadece yardım ediyorsunuz 😁😜) daha fazla yiyorlar.

4. Kendi eşyalarını kendileri toplasın.

Özellikle kendi odaları, yatakları ve oyuncaklarını çocuklar kendileri toplasınlar. Hem sorumluluk almayı öğrenecekler, hem de düzenli olmayı alışkanlık haline getirecekler.

Bizim yöntemimiz bu. Yoksa evimizde adım atacak yer kalmaz. Sizin yöntemleriniz neler?!?

Emzirmek mi? O da neymiş öyle?!?

DSC_0573

Ben üç bebemi de pek problem olmadan emzirebilen şanslı kadınlar bir tanesiyim. Bir önceki çocuğumu diğerine hamile kaldığım zamanlarda bile emzirdim. Vücudumun bana izin verdiği yere kadar. Çünkü hem hamilelik nedeniyle hem de emzirirken, ister istemez yoruluyor insan.

Odelia  6 haftalıkken Sri Lanka’ya gittik ve eşimin ailesiyle kaldık 4 ay boyunca. Tabi ki dil problemi, kültür problemi derken bebek nasıl bakılıra geldi çattı problemler. Kayınvalidem bebek nasıl taşınır, nasıl konuşulur gibi şeylerde ona göre hatalı olduğum yanları söyleyip duruyordu. 6 çocuğu olan ve hepsine tek başına bakmış bir kadınla, 20 yaşında ilk çocuğunu okuduğu onlarca kitaba göre yetiştirmeye çalışan bir kadın arasındaki farklardan bahsediyoruz. Buna kültürü, nesil farkını da eklersek ortaya bir karışık söylemekten farkı yoktur bunun.

Yine bir gün, oturmuş bebeğimi emzirirken 40+ C sıcakta bir battaniyenin altında, kayınvalidem yanıma geldi yine. “Eyvah yine dersler başlıyor” diye içimden geçirmedim desem yalan olur. Bir şeyler konuşmaya başladı ve Odelia’nın üzerindeki battaniyeyi aldı. Ben yine anlamadığım için öyle kalakaldım. Görümcemi çağırdım ve tam olarak kayınvalidemin ne söylediğini sordum. Görümcem başladı anlatmaya “Hava çok sıcak, bu battaniye bebeği çok rahatsız ediyor. Sen bebeğini emzirirken ayıp birşeyler yapmıyorsun. Belki utanabilirsin biraz ama bebeğin sadece yemek yiyor. Sen yemek yerken ayıp diye bir battaniyenin altına girmiyorsan, bebeğine bunu yapmaya da hakkın yok!” dedi. Bu sefer tamamen haklıydı. Eğer Tanrı, bebekleri bu şekilde doyurmamız için bizim vücudumuzu dizayn ettiyse biz neden bunu çok utanılası birşeymiş gibi gösteriyoruz?

Ondan sonra o örtüyü pek kullanmadım. Etrafıma baktığım zaman bazı kadınlarında benim gibi davrandığını gördüm. Evet genelde kötü bakışlar var ama malesef bu zannettiğimiz gibi erkeklerden değil çoğunlukla! Kadınlar! Kadınlar, birbiri üzerinde bu baskıyı kuranlar daha çok! Kocam bakmasın, kocam görmesin diye… Ben ne zaman bu sohbete girsem mutlaka, bir ya da iki kadın vardır insan içinde emzirmenin ne kadar kötü olduğunu savunan.

Bir arkadaşıma sordum “Sen de bebeğini emziriyorsun, Gördüğün sadece süt veren bir anne. Neden buna karşısın?” diye. Aldığım cevap şuydu “Kocam neden başka kadının memelerini görüp, tahrik olsun ki”! Kusura bakmayın arkadaş, eğer kocalarınız emziren bir anne görüp tahrik oluyorlarsa malesef bir “sapıkla” evlenmişsinizdir.

Küçük bir şehirde oturduğumuzu bir kaç defa söyledim. Güneydoğuda. Burada kadınlar genelde sokakta emziriyorlar. Geçen bir erkeğin bile dönüp baktığını görmedim.

Dün bir kaç arkadaşımızı görmek için bir köye gittik. Bir kadın geldi 4 aylık bebeğiyle. Belki 7 tane erkek, 5-6 kadın oturuyorduk bir odada. Kadın memesini çıkarıp bebeğini emzirmeye başladı. Ben o kadar çok sevindim ki, yol boyunca eşimle konuştuk. Eşim de bana kadının en iyisini yapıp, hiç kimseyi düşünmeden emzirdiğini söyledi. Eşime o kadınların sürekli bahane ettikleri olayı sordum. “Kadın emzirirken tahrik oldun mu?”

Eşimin verdiği cevap o kadar çok hoşuma gitti ki! “Bebeğini emziren bir kadından tahrik olunmaz. Memesinin tamamı da dışarıda olsa, o kadına sadece ‘bebeğini emziren bir anne’ gözüyle bakılır. Aksine yapan adam tamamen sapıktır”

Malesef ikizlerimi kaybettikten sonra, kullandığım ilaçlardan dolayı Abbey’i emzirmeyi bıraktım. Ama hayatımda yaptığım en iyi şeylerden bir tanesidir emzirmektir.

O yüzden çocuklarınızı her yerde ve her zaman emzirmekten çekinmeyin!

Emzirme haftamız kutlu olsun!!!

Yaz Aktivite Önerileri

IMG_1569

Yaz geldi geliyor! Bu sene biraz gecikse de eninde sonunda burada olacak diye ümit ediyorum!

Malumunuz okulların kapanmasına da bir ay gibi bir şey kaldı. Okulların kapanması demek, çocukların evde olması demek. Sürekli aktif olan çocukların, sıkılmaması için bol bol aktivite demek!

IMG_1510

Basit ve masrafsız aktiviteler bizim için en iyi olanları! Buyurun size bazı aktivite önerileri:

1. Bol bol piknik yapın! Size mangaldan, dolmalardan bahsetmiyorum. Basit bir tost, salatalık ve meyve yeterli! Çocuklar için önemli olan farklı bir şeyler yapıp, sizinle zaman geçirmesidir.

2. Su dolu balon oyunu! Hem çok eğlenceli bir oyun, hem de sıcak havalarda sizi serinletecek bir etkinlik! En azından bir iki saat hem sizi hem çocukları oyalayacaktır.

3. Minik Plastik havuzlar! Biz de her zaman işe yarar!

4. Sulu boya çalışmaları. Bizimkiler katılıyorlar!

5. Çocuklarınıza beraber çiçek ekip, çiçeği yetiştirme işini çocuklarınıza verin. Hem oyalanacaklar, hem de sorumluluk alacaklar.

IMG_1450

6. Eğer bulunduğunuz yerde ağaçlar varsa, ağaca tırmanmayı öğretin!

IMG_1441

7. Yemekleri beraber hazırlayın çocuklarla!

Pratik Ev Yapımı Poğaça

IMG_0633

Tam bahar geldi bahçeyi çapaladık derken iki gün sonra kar yağdı tekrar. 1 numara ve 2 numara çok hastalandılar ve ilaçsız bu hastalığı da atlattık. Hala bitkinlik var ama 40 C ateşten çok daha iyi.

Çocuklar poğaça istediler ve dışarıdan hazır almak yerine kendim yapmaya karar verdim. Daha önce hiç denemedim ve elimde bir tarif te yoktu.

Buzdolabını açıp kapattıktan sonra bir tarif hazırladım. Paylaşmadan olmaz.

IMG_0872

Malzemeler:

4 su bardağı un

1 paket kuru maya

50 gr tereyağı

2 yumurta

1 çay bardağı sıcak su

1 çay bardağu süt (Hamurun kıvamına göre daha fazla ya da daha az eklenir)

Tuz

Peynir

Zeytin

Yapılışı:

Unu bir kaba koyun. Mayayı ekleyin. Tereyağını küçük parçalara kesin ve kaba ekleyin. Yumurtayı, sıcak suyu, sütü ve tuzu da ekleyip bir güzelce yoğurun. Yoğurduğunuz hamurun üzerini kapatıp yarım saat kabarması için bekleyin. Kabaran hamuru küçük parçalara ayırıp yuvarlayın. İçine arzunuza göre peynir, zeytin ekleyin. Tekrar yuvarlayın tepsiye yerleştirin. Tüm hamuru bu şekilde tepsiye yerleştirdikten sonra, üzerlerine bir yumurta sarısını sürün. 15 dakika 200 C deki fırında pişirin!

Afiyet olsun!

Yemek konusunda çok seçici olan JJ bile kahvaltıda 4 tane bitirdi.

Çocuk Barbie, Yetişkin Barbie’ye Karşı

  IMG_0542Bu resimdeki Barbie ya da Cindy (adını siz korun artık) aynı bebek!

Öncesi ve sonrası diye çektiğim bir fotoğraf!

Çocuk olarak hangimiz bu bebeklerle oynamadık? Onlara elbiseler yaptık, saçlarını ördük ya da topuz yaptık makyajına uysun diye!

IMG_0530

Peki hangimiz onun güzelliğinden etkilenmedik? Sapsarı saçlar, incecik bel, masmavi ya da yemyeşil gözler! İncecik bacaklar, uzun boy, bir o biçim makyaj!

Küçüklükten beri oynadığımız Barbieler bize, sahip olamadıklarımızı daha da özendirmeye çalışmadı mı?

Evet bir çoğu gibi benim de o incecik bele sahip olmaktı! Şimdi fazla kilom olsa da bu halimden çok memnunum!

2 kız annesi olarak kızlarımın da aynı komplekslerle yatişmesini istemedim, istemiyorum! Her ne kadar bu Barbie sevdasını ertelemeye çalışsam da arkadaşlarımız, ailemiz hediye olarak kızlarımıza -özellikle Odelia’ya- Barbie almaya başladılar!

Odelia yavaş yavaş, “mavi göz ne kadar güzel! Benim gözlerim neden kahverengi? Sarı saç çok güzel!” diye konuşmaya başlayınca tehlike çanlarının çalmaya başlamış olduğunu farkettim!

Sakın yanlış anlamayın, sarı saça, makyaja, renkli gözlere karşı falan değilim!

Tek problemim ve isteğim, kızlarımın ve oğlumun özgüvenle, kendilerinin berrak güzelliğinin farkında olarak büyümeleri! Saç renklerinin ya da göz renklerinin ne kadar güzel olduğunu anlamaları ve tamamen komplekssiz bir şekilde büyümelerini istiyorum ve bu yönde elimden geleni yapmaya çalışıyorum!

Geçenlerde bir video seyrettim! Kadının birisi hobi olarak Britzs bebeklerini alıp tamamen değiştiriyordu!

Çok hoşuma gitti! “İşe yarar mı, Odelia ve Abbey hala bebeklerle oynar mı?” diye düşünürken, tek bir bebekle deneyeyim dedim.

Önce asetonla bebeğin makyajını bir güzel temizledim. Ondan sonra akrilik boyayla tekrardan istediğim gibi değiştirdim bebeğin yüzünü.

IMG_0536

Odelia’yla bebeğin yeni haline karar verirken o kadar çok eğlendik ki! Hem çok güzel bir aktivite bu, hem de çocuklar eğlenceli bir proje!IMG_0534

Bunu yaparken Odelia, bana Prenses Elora’yı yapıp yapmadığımı sordu! Ona “Prenses Odelia’yı yapıyorum” dedim.

“Anne gözlerini benim gözlerim gibi kahverengi yapar mısın?” diye sordu!

Şimdi bana “tüm bebeklerimi yetişkin bir kadın yerine çocuk gibi yapabilir misin?” diye soruyor!

Sıradaki projem tüm barbieleri birer çocuğa çevirmek!

Çocuklarımın tepkisini merak edenler için söylüyorum, BAYILDILAR!

O yüzden isterseniz, bir denemekte fayda var!