Yaş Aralığı

Bu iki hafta o kadar yoğundu ki. Başımı kaşıyacak vakit yoktu desem yeridir. Bir çok şeyi aynı anda yapmaya kalkışınca sonu budur.
Üç bebe, yapacak başka şeyler, evde eğitim, oraya koş buraya zıpla derken, pestilimiz çıktı. Bir de bunlara Odelia’nın pembe kostümü ve JJ’in kostümlü kızlara olan düşkünlüğü çıktı ortaya.

image

Buna birde Abbey’nin ablasıyla abisinin yaptıkları herşeyi yapma çabaları çıkınca evdeki cümbüşü gelip siz görün.

image

Evet çocukların yaşlarının bu kadar yakın olması pek kolay değil, en azından uyku bakımından. Ama bir o kadar da harika! Çünkü hem arkadaş, hem de kardeşler. Birbirleriyle yapacak birçok şey buluyorlar (kavga da dahil). Aynı anda bizim için de o kadar iyi.
Mesela ara vermeden emziriyorum şimdi. Çocuk defterini kapattığım da bitecek. 2 yıl birini emzir, 7 yıl sonra başka birini değil. Parka gittiğimizde, tüm çocuklarla aynı anda vakit geçirebiliriz.

image

En güzel yanı da hepsi uyuduktan sonra, geri kalan zaman bize kalıyor.
O yüzden yaş farklarının az olması bizim için bulunmaz bir velinimet

image

Sevgili Anne Yargıçları

image

Sevgili anne yargıçları,
Her ne kadar bu yargıçlık ne alaka diye düşünsenizde, anneliğim hakkında herşeyi yargıladığızdan en uygun meslek dalı budur diye düşündüm.
Evet çocuklarımın betona da, çimene de oturmasına izin veriyorum. (Merak etmeyin kısır yapmayı bunlar. Şekil a’da olduğu gibi).
Evet çocuklarım yağmurda oynamaya bayılıyorlar. Ayaklarında çizme olduğundan bol bol da zıplıyorlar. Merak etmeyin şeker olmadıkları için erime ihtimalleri çok az.
Hayır efendim, çocuğum her üşüttüğünde evimin hijyenini sorgula hakkınız yok. Ya da abartıp, çocuğa iyi bakamadığımı iddia etmeye. Çocuklarımın sağlıklarını sizden daha çok düşünüyorum. Sonuçta cam fanusta büyümüyorlar.
‘Aa ne gluten alerjisiymiş canım, bizim zamanımızda hiç yoktu bu. Ne cins çocukların var?’ muhabbettine hiç girmeyin. Yenisiyle değiştirmiyorlarmış çocuk reyonunda.
Evet dünya nüfusunu benim çoğaltacağımı düşünenler, çocuklara ben baktığım sürece problem yok. Nasılsa benim yerime gelip bakmıyorsunuz.
Çocuklarımı, 20 yaşında birisiymiş gibi giydirmemi bekleyen arkadaşlar, benimkiler rengarenk seviyor. Modayla alakaları yok şimdi. Çocuk olmakla meşguller.
Çocuklarım çamurla oynuyorlarsa sen hiç kaygılanma. Çamaşırlarını yıkayan da benim. Kirlenmek güzeldir.
Evet rahat gözüküyor olabiliriz. Çocuklarımın bu zamanda, en zor işi başarmaya çalıştıklarının farkındayım. Sadece çocuk olmak. Ama aynı zamanda bir birey olmak. Onlar bizim kuklamız değil ki her söylediklerimizi nedensiz yapsınlar.

Sadece çocuklara biraz saygı. Çocukluğa biraz saygı

Anneler de Kadın!

DSC_0509

Çocuklardan sonra, farkında olmadan hem kendime hem de eşime haksızlık ettim.

Hani zaten herşey kontrolümüzün altında, herşey güllük gülistanlık gidiyor ne gerek makyaja, ne gerek bakıma, hele kıyafet değiştirmek bir ölüm, zaten iki dakikaya kalmadan ya Abbey bulduğu bir şeyleri getirip üzerime sürecek ya da JJ çaktırmadan atıştırdıktan sonra üzerimi peçete niyetine kullanacak derken, kendimi ne kadar ihmal ettiğimin farkına vardım.

Sağolsun David bir gün ağzından kaçırdı.

İlk önce bu gafleti her ne kadar canımı sıktıysa da, buzlu banyo etkisi yaptı üzerimde.

Etkisi hala devam ediyor.

En son ne zaman gerçekten beğendiğim için bir kıyafet aldım kendime diye düşünmeye başladım.

Maalesef biz kadınların yaptığı en büyük hatayı yaptım farkında olmadan. Kendini fazlasıyla unutmak.

Biz anneler, anne olduktan sonra ya tüm dünyanın bize acıyıp yardım etmesini bekliyoruz ya da anneliğin tarifini 2-3 nesil öncesine göre ayarlayıp, bugüne taşıyoruz.

Mesela çoğumuzun saç modeli aynıdır. Ya at kuyruğu, ya dağınık topuz (benim favorimdi çünkü taramaya bile gerek yok) ya da kısa kesim.

Ya kıyafetlere ne demeli? Yazın kapri tarzı, kışın jean pantolon üzerine ne bulduysak o güne artık. Kesinlikle beyaz ya da siyah değil! Çünkü kiri en çabuk gösteren onlar.

Makyaj mı? Ben iki günde bir banyo yapabiliyorsam en büyük lüksüm!

Çocuk sayın fazla diyenleri duyuyor gibiyim! Bunun çocuk sayısıyla hiçbir alakası yok! Tek çocuklu olanların hali de benden aşağı kalır bir yanı yok!

Onca şey varken bunlara nasıl zaman bulabiliriz ki?

Keşke bir günde 30 saat falan olsaydı da biz de rahat etseydik ama maalesef 24 saat var!

Pek planı sevmesem de bunun tek çaresi plan!

Günümüzü planlamak! Evet çocuklarla planlar ne kadar çok sürer onun da farkındayım. Ama abartmayın planda da! Şu saatte bunu yapacağım diğer saatte çocuk altını değiştireyim değil!

Oturup saatlerce bu akşam da ne pişireyim diye düşünmek yerine, bir haftalık liste çıkartın.

Bugün hangi kıyafetleri yıkayayım diye düşünmek yerine bir haftalık çamaşır listesi çıkartın.

Ama bunların içinde en az yarım saatte kendinize ayırın!!!

Benim yarın ki ilk işim listeleri hazırlayıp, sıcak bir duş almak!

Ondan sonrasını hep beraber göreceğiz!

Listelerin birer örneklerini de yakın zamanda yayınlayacağım!

Playcorn Çılgınlığı

image

İstanbul’da olduğumuz zamanlarda gelmiş ama kargo da beklemiş bu paketin bizim için bir velinimet olduğunu anlamış bulunuyorum. Paketi açar açmaz çocuklar sevinç namelerini keşke kaydetseymişim.
Bu kadar oyalanacaklarını bilseydim önceden edinirdim playcornu Zamazumadan.
Hazır montessori tarzı evde eğitime yönelmişken, çocuklar ve benim için harika oldu.

image

Hem el becerilerini hem de düşünce yeteneklerini geliştiren bir uygulama.

image

Odelia kitapçığa bakarak bu kuğuyu yaptı. Bakımı kolay bir evcil hayvan oldu bu kuğu bizim için.

image

Yuhanna’da kitapçıklara sığmayan bu şaheseri yaptı. Uçak olurlar kendileri.

image

Bu uçağın yarısı Abbey kız tarafından imha edildi.
Lakin yapımı hem kolay, hem de çocukları oyaladığı için hiç de üzülmedik bu imha meselesine. Çocuklar  oyalanırken ben de listemdeki diğer işleri bitiriyorum.

Bir Kez Daha Hoşçakal ve Merhaba

image

(Bu yazı Slugs and  Snails tanıtım yazısıdır)
İstanbul’daki son günümüzü, hep beraber dışarıda geçirelim dedik. Gitmeden yapmamız gerekenler listesinde milyon tane madde varken İstanbul’a uzun süreliğine vedayı bu şekilde yapalım dedik. İstanbul’un soğuk havasında pantolon düşmanı olan Odelia’ya alternatif kıyafet bulmak bayağı bir güçleşti. İmdadıma Slugs and Snails yetişti. Hem kışa uygun kalın, hem de çocuklar için tasarlanmış rengarenk külotlu çorapları var. Odelia gökkuşağı desenli, JJ ise tam bir tutkunu olduğu helikopter desenli külotlu çoraplarına bayıldılar. Rengarenk olmalarına ben daha da bayıldım.

image

Harika bir günün ardından İstanbul’daki evimize de uzun bir süreliğine veda ettik. Biraz buruk biraz heyecanlıyız. Arkadaşlarımızla görüşmeye fırsatımız bile olmadı.
Çocuklar arkadaşlarını özleseler de Güneydoğuda ki eve geleceğimiz için çok sevindiler.

image

image

Uzun bir  yolculuğun ardından tekrar evimizdeyiz.

image

Bizim için ev neresi onu anlama çabalarındayız.

Çocuklar ve Kitaplar

wpid-ımg_20141022_162337.jpg.jpeg

Geçen ay, İstanbul’dan bir süreliğine taşındışımızı yazmıştım.

Bir kaç günlüğüne İstanbul’dayız yine. Bu hafta tekrar geri gidiyoruz. Bu arada çocukların ve bizim çok daha fazla zamanımız var. Hala bir gün 24 saat. Biz aslında daha fazla şey yapıyoruz orada. Ama gün erken başlıyor. Tamam gerçekten erken başlıyor saat 5 gibi. Ben bundan memnun muyum? Hmmm… Orası bir mualla.

Biz kitaplara, oyunlara daha fazla zaman ayırıyoruz. Odelia ve JJ daha fazla resim ve etkinlik yapıyorlar.

Kitapların bizde ki yararları şöyle:

* Daha çok hayal kuruyorlar

*Kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar

* JJ’nin konuşmasında ki ilerleme çok belirginleşti

* Daha iyi oynamaya ve hayal güçlerini kullanmaya başladılar

* Odelia okumaya başladı, bu onu daha da yüreklendiriyor kitap okuma konusunda

* Gerçekten çok çabuk öğrenmeye başladılar

* JJ, renk bilgisini %100 arttırdı

* Duygularının farkına varmaya başladılar ve duygularını rahat bir şekilde dile getiriyorlar

* Bu annenin  soğuk kahvesi artık ılımsı-sıcak arasında bir yere terfi etti

*Hep beraber daha fazla zaman geçiriyoruz

*Aile bağlarımız daha da kuvvetlendi

wpid-ımg_20141022_162329.jpg.jpeg

* Deneme-yanılma yöntemini öğrenme yolunda daha da ilerlediler

wpid-ımg_20141022_162242.jpg.jpeg

Aslında bu liste uzar da gider.

Alternatif eğitim, montessori gibi eğitimler de bence etkinlikler kadar önemli kitap okuma alışkanlığını kazandırmak çocuklara.

Kitap okumak için hiçbir zaman erken değildir. Ama lütfen kitap seçerken kitabın gerçekten kaç yaş grubuna, öğretilmek istenene, dilinin akıcılığına çok çok dikkat edin!!!

Çocuğun sıkılmasına ve kitaplardan soğumasına bile yol açabilir bu unsurlar.

Bir arkadaşım “Çocuğuna yapabileceğin en iyi iyilik, ona kitap okuma aşkını aşılamandır” dedi.

Normalde unutkanımdır ama bu söz hep aklımda!

Aldığım en iyi tavsiyelerden birisidir.

Unutmayın, kitaplar bize başka dünyaları, maceraları sınırlar olmadan gösteren rehberdir.

Yeni Kelimeler

DSC_0599

Çoğunuzun bildiği gibi biz ev eğitimi yapıyoruz. Bu kararı eşimle birlikte aldık…

Bize göre birçok artısı var. Bizim çocuklarımız için en uygunu bu. Her aileye ve her çocuğa göre bu değişir.

Biz aynı anda öğretmek için, çok pahalı araç ve gereçlere ihtiyaç duymuyoruz. Hem beraber eğleniyoruz, hem zamen böylece akıp geçiyor, hem çocuklar daha fazla heyecanlanıyorlar bu yöntemlerle.

Odelia, bu aralar okumaya merak sardı ve bu seneki programında okumayla ilgili çalışmalar da var.

Biz de ne yapsak, ne etsek daha da eğlenceli bir hale çevirsek diye bol bol düşündük.

Odelia zaten kitaplara aşık bir çocuk ve etkinlik yapmaya bayılıyor. Bizim artımız bu.

Ben de not kağıtlarına harfler yazıp, bunu çizgiyle ayırdım. Bu kağıdı Odelia’ya verdim ve çizgileri takip ederek kesmesini istedim.

DSC_0598

Ondan sonra da kağıtlarla, kısa kelimeler yazmasını istedim. HAT (Şapka) bunlardan birisi. Biz ilk önce İngilizce okumasını öğretiyoruz. Çünkü evimizde konuştuğumuz dil bu. Ama 6 yaşında Türkçe’ye ve babasının dili olan Tamilceye de başlayacak.

DSC_0592

Türkçe olarak kelimeleri ayarlayabilirsiniz. Mesela AT, TOP,SAÇ, BAŞ, EV vb… Örnekleri çoğaltabilirsiniz.

DSC_0597

Bu kağıtların yanına başka bir oyunda oynayabilirsiniz.

Biz dondurma çubuklarını atmadık. Yıkayıp ya bir el işinde kullandık, ya da sakladık. Şimdi kullanma zamanı geldi.

DSC_0596

Çubukların her birine harf yazdım. AT kelimemizse, A’yı koyup, AT yazmak için yanına hangi harfin gelmesi gerektiğini soruyorum.

Odelia ve hatta JJ’de bu oyunu çok seviyor, diğer harfi ya da harfleri bulmaya çalışıyorlar.

DSC_0600

Böylece ezbere değilde, gerçekten öğrenerek ve uygulayarak öğrenmiş oluyorlar.

DSC_0601

Çocuklar bu oyunlara bayılıyor. Biz haftada iki gün mutlaka oynuyoruz.

Dediğim gibi örnekler çoğaltılabilir.

Buradaki amaç hem çocukların eğlenerek öğrenmesi, hem de çocuklarla zaman geçirmek.

Diş Çıkaran ve Hasta Bebelerle Balataları Sıyırmamak İçin Tavsiyeler


Bildiğiniz gibi uzun zaman hiç birşey yazamadım. Gerek yoğunluktan, gerek yorgunluktan.
Şehirdışındaydık. Çok güzel zamanlarımız da oldu, kafayı yemeye ramak kalan zamanlarda.

Yolculuğumuz bayağı uzundu. Detayları başka bir postta paylaşacağım.

Bugün paylaşmak istediğim aynı anda 4 diş çıkaran bebeyle kafayı yememe çabalarından oluşmakta.

Bulunduğumuz yerin rakımı yüksek olduğundan bir gece saat 1:30’ta kalkan Odelia’yı hastaneye nasıl yetiştirdiğimizi, o an aklımdan geçen trajik olayları, dramaları, saçma sapan fikirleri bir ben bilirim bir de Rab.

Odelia burun kanamasıyla uyandı. Normal bir burun kanaması değil. Drama kraliçesi olduğumun farkındayım ama bunu gerçekten abartmadan anlatıyorum. Çeşmeden su nasıl akıyorsa, Odelia’nın burnundan kan da öyle akıyordu. Bir dakika içinde her yerimiz kan oldu. Peçetelerin yetersiz kaldığı olayda, banyo havlusu yardımımıza yetişti.

Acil’deki doktor, şehrin havasından ve rakımından alakalı olduğunu, alışana kadar devam edebileceğini söyledi.

Tam eve dönüp, iki saat uykunun tadını çıkarmışken bu sefer de JJ’in ateşi 40 C’yi gördü. Ateşini düşüremeyince saat 6’da tekrar kendimizi Acil’de bulduk. Salgın bir hastalık varmış meğerse… Biz de nasibimizi aldık.

DSC_0556

Bu arada da Abbey, diş çıkartmaya başladı. O asker yolu gözler gibi beklediğimiz dişlerini şehirdışına saklamış meğerse.

İki diş iyi bir şekilde çıktı. Amma ve lakın yapışık ikizlerden farkımız yoktu. Hala yok!

Ondan sonra aynı ateş baş gösterince 4 tane dişi aynı anda çıkartmaya çalıştığını gördüm. Dünyalar başıma yıkıldı diyebilirim.

O iki diş haricinde 4 dişten bahsediyorum. Uykusuz geceler, beni özlemiş olacak ki tekrar buluştuk kendisiyle.

Bu arada da hem dişlerle acı çeken Abbey, hem de bandajlarını görüp bir o kadar drama yapan Odelia ve Yuhanna’yla uğraşmak pek de kolay değilmiş.

Açıkçası FELAKETTİ.  Biz tamamen yapışığız Abbey’le şu aralar.

Annelik çok kolay, hele ki küçük bebelerle diyenin alnını karışlarım vallahi!

Size nasihatlar bahşetmeyeceğim. Böyle yaparsanız, bu dönemi daha kolay atlatırsanız diye de öğütte bulunmayacağım. Şayet kelin ilacı olsa kendi başına sürermiş önce!!!

Benim bahsedeceğim şey; bu durumdayken kafayı yememeniz için yapmanız gerekenler.

  • Sürekli çocuklarının ne kadar sakin, ne kadar iyi uyuduğundan bahseden arkadaşlarınızı bir müddet ne arayın ne sorun!
  • İlk çocuk büyütenin kendiniz olmadığını hatırlatan aile büyüklerinizden bir müddet uzaklaşın. Ya da çocukları ona bırakıp gidip bir kahve için. Ondan sonra, onlar da çocuk büyütmenin ne olduğunu hatırlayıp sizi 1 saat içinde arayacaklar.
  • Cinnet haberlerinden uzak durun!
  • 10’a kadar sakince sayıp, her rakamda derin derin nefes alın!
  • O bebe çığlıkları arasında, çocukların oyalanacağı birşey bulun…
  • Çikolata!!! Ne kadar sağlıksız, ne kadar kalori içerdiğini hatırmalayın! En iyi rahatlan bu arkadaşım!
  • Rol yapmayın! Gidip partnerinizle ne hissettiğinizi konuşun. Anlamadığı zaman bırakın çocukları bir saat ona. Ondan sonra sizin kıymetinizi daha iyi anlamazsa, adımı değiştiririm.
  • Yapmak istediğiniz çocuk sayısını düşünmeyin!!! Özellikle bu kriz zamanında!
  • Ne kadar erken yatırabilirseniz, o kadar iyi çocukları. Uyuyunca ne kadar tatlı olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.
  • Saçma sapan öğütleri dinlemeyin, bu zamanda. İstemediğiniz şeyler yapabilirsiniz.
  • Açın bir sakin müzik… Çığlıklar arasında ne kadar duyarsanız artık. Benim bu zamanda vazgeçilmez iki sanatçı listem var. JJ Heller ve Regina Spektor…
  • Gün batımını izlemeye çalışın. İzleyemiyorsanız. Şehir dışında, böyle bir zamanda çektiğim aşağıdaki fotoğrafla yetinin.
  • Kangurunuzu yıkamaya falan kalkmayın bu zamanda. Şayet çok fazla ihtiyacınız olacak.
  • Bebelerinizin gülümsedikleri fotoğraflara bakıp, aslında ne kadar tatlı olabileceklerini hatırlayın.

DSC_0574 IMG-20140904-WA0018

Ev Yoğurdu mu? Zaman mı var ki!

Bu soruyu o kadar çok duyuyorum ki, bazen acaba onlar mı abartıyorlar yoksa ben mi çok hafife alıp kendime yükleniyorum diye düşündüğüm dahi oldu. Ama oturup mantıklı düşününce ne kadar doğru bir karar verdiğimi anlıyorum, en azından çocuklarımın gerçekten ne yediklerini biliyorum. Ne idüğü belirsiz şeylere o kadar para vereceğime biraz uğraşırım en azınfan diye düşündüm ilk başlarda. Zamanla o kadar zor değil de sadece tüketmeye planlanmış olduğumuzu keşfettim aslında.
Buyurun size mayalanmasi neredeyse beş dakika süren yoğurdun tarifi:

image

Malzemeler:
* bir litre süt
* bir buçuk kap activia sade yoğurt (herhangi bir yoğurtta olabilir)

Yapılışı:
Eğer sütünüzü açık alıyorsanız önce kaynatıp sonra 40 C’ye kadar soğutun. Elinizin ısıya dayanağı kadar.
bir buçuk kap yoğurdu sütün içine koyun ve karıştırın. Bu işlemden önce sütü mayalamak istediğiniz kaba koyun.
*ağzını güzelce kapattıktan sonra kalin bir havluyla sarın ve 3-4 saat bekletin. Ondan sonra 1-2 saat buzdolabına koyun.

Afiyet olsun…
Ben genelde sabah yapiyorum ki öğleye yetişşin!

Bu arada bunu yaparken çocuklara küçük birer rol verir, yoğurdun içeriğini ve kalsiyuma neden ihtiyaçları olduğundan bahsederseniz daha iştahlı bir şekilde yiyecekler ve ne yediklerini ve neden yediklerini öğrenecekler.