Dünden Daha İyi

Evriliyor insan. Her ne kadar farkına varmasak da her gün, bir öncekinin daha iyi versiyonu oluyoruz. Güzellik açısından değil kastım ki, bence o konuda da durum bu. Her gün olgunlaşıp daha bir guzellesiyoruz içten de, dıştan da. Mesela fondetan kullanmıyorum artık. İhtiyacım olduğunu düşünmüyorum. Az da olsalar çillerimle mutluyum. Başka kalıplara girmiyorum artık. Moda diye bir şeyi yapmıyorum. Seviyorsam, kendime yakistiriyorsam moda o benim için.
Eskisi gibi yazamıyorum. Bu zamansizlikla alakalı da olsa, yazmadığım için rahatsız hissediyorum. Çiçeklere şu vermedigimizde ölmesinden korktuğumuz gibi, yazmaya yazmaya ruhumu susuz bırakıp ölmesinden korkuyorum. Ama o gücü de bulamıyorum.
Eskisi gibi planlı olmanın ilacım olduğunu biliyorum. Ama cesaretim yok.
Sporu bıraktığım için 6 kilo aldım mesela. Sporun, dikkatin bana iyi geleceğini biliyorum.
Dünkü benden daha iyiyim. Bütün bu plansizliklara rağmen. Başlıyorum bugün. Yarın başlamak, geç oluyor her şey için. Bazen de o yarın gelmiyor. Başlayacağınız şeye bugün başlayın. Yarın iyi olmaya çalışmak yerine bugün dünden nasıl daha iyi olurum diye uğraşın.

Emin olun ki bu dünyaya bir defa geliyorsunuz. Ve başka bir siz yok!!!

Herkesi sevmek kolay da en mühimi kendini sevmeyi başarabilmek.

Kendinizi sevin.

Başka birisi tarafından sevilmeyi beklemek yerine, siz kendiniz kendinizi sevin. Kucaklayın, bir aynanın karşısına geçip o başkalarından duymak istediğiniz sözcükleri kendiniz söyleyin.

“Bugün çok güzelsin!”

“Saçların çok yakışmış”

“Şu güzelliğe bak!”

Vb.

Unutmayın ki güzellik sizin duygularınızın yansımasıdır.

Neden bir aşıkken daha güzeldir?

Sevildiğinden dolayı. Hissettiklerinden dolayı.

Aşık olsanız da olmasanızda kendinizi sevin…

4 Çocuklu Olmak

  
Beklediğimiz küçük üyemiz artık aramıza katıldı. Martın 1’inden itibaren resmi olarak 4 çocukluyuz biz. Doğum beklediğimiz gibi olmadı ama ne farkeder ki? Ben Minicik kızıma kavuştum. Gerçekten de minicik. Sadece 2.550 gramdı kollarıma ilk aldığımda Meera Lidia’mı. 

Doğum hikayesi başka bir postta gelecek. Şayet uzun bir hikaye.

  
Bu alışma dönemi gayet güzel geçiyor. Ufak tefek sıkıntılarımız oluyor sezeryandan Kaynaklı olarak ama evimizdeki bu heyecan görülmeye değer. 

Herkesin sabah ilk yaptığı şey, gelip Meera’yı öpmek. Çocuklar Meera’ya, Meera onlara ayak uydurmayı yavaş yavaş öğrenecekler. Evimizdeki gürültü daha fazla arttı. Ama evimizdeki sevgi ve sevinç on katı arttı. Bu büyük aile olayı tam bize göre birşeymiş. 

4 çocuklu anne olmak, biraz daha farklıymış.

Mükemmel Olmayan 6 Koca Sene

  
Ilkler hep başkadır. İlk öğretmenler, ilk arkadaşlar, ilk ev, ilk oyuncak ve ilk çocuk. Daha dün ne yediğimi hatırlayamayan ben, ilk öğretmenimin adını ve soyadını hiç unutmadım. O yüzden bu ilkler tezi benim için doğrudur.

Odelia. İlk bebeğim. Bana ‘annelik’ sıfatını veren ilk kişi. Bana insan vücudunun mükemmelliğinin farkındalığını gösteren ilk kişi. İlk gözbebeğimi kucağıma ilk kez almamın üzerinden koskoca 6 sene geçecek 5 Şubat günü. 6 koca sene.

Bu 6 sene bana birçok şey öğretti, birçok şey kattı. Ben bu 6 senenin her bir gününde mükemmellikten ne kadar uzak olunabilir diye deneyim ediniyorum. Birçok hatam oldu ve oluyor bu 6 senede. Evet bazen istemesem de, sabrımın sınırlarında dolaşmakta olan bebelerime cırladığım da oluyor. Bazen ekran saatlerinin sınırlarını aştığımız da oluyor. Evin her tarafının düzenden, temizlikten çooook uzak olduğu günler -evet bugünlerimiz diğerlerinden çok daha fazla- oluyor. Çoğu zaman bu kaosun tam ortasında, hormonlarımın bana verdiği yetkiye dayanarak salya sümük ağladığım ve olmak istediğim yerin, bu dağınıklıktan, Gürültüden başka bir yer olduğunu düşündüğüm çok oldu ve oluyor. 

Mesela beyaz kıyafet giyenleri kıskandığım bir gerçek. Bu 6 yılda başka bir çok hatalarım oldu ve ben hiçbir dakika mükemmel  değildim, olmadım. Anneliğimin tartışılacak çok yanı var. Düzeltebildiğim kadarını, düzeltmeye çalışıyorum. Ama bu benim. 

Bana bunları öğretmeye ilk Başlayan Odelia oldu. Küçücük şeylere üzüldüm, küçücük şeylerde Dünya’nın en mutlu insani oldum. Bir kahkaha sesi tüm üzüntümü alıp götürdü. Küçücük bir elin yüzüme değmesi bana Polyanna’ya bakış açımı değiştirdi.

Mükemmel olmayan 6 koca sene, her defasında beni bağışlayan Odelia. Bu 6 sene önce hayatimın en iyi senelerine açılmış bir yelken oldu. Sadece bir başlangıç.

Iyi ki doğdun ilk bebeğim! Iyiki 6 sene önce kollarıma geldin… Nice nice mükemmel olmayan ama mutlu olduğumuz senelere. Hepimiz seni çok ama çok seviyoruz.

Yeşil mi? O Da Ne?!?!

IMG_20140913_174940

Bizim en büyük hayalimiz bahçeli bir evimiz olsun, kendi sebzemizi,meyvemizi biz yetistirelim. Bir de hayvanlar olsun. Mesela tavuk. Gerçek yumurtanın tadına bakalım, çocuklar istedikleri kadar koşsunlar, yorulsunlar…

DSC_0462

Biliyorum bu kalabalık şehirde gerçekten çok şey istiyorum. Neredeyse olmayacak duaya amin diyorum.

Hayal işte! Aslında biraz da olsa elimizden geldiğince gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Mesela küçücük balkonumuzda bir çok bitkimiz var… Odelia’nın küçük bahçesi.

Her iki günde onları sular, sever, yeni yeni şeyler eker. Mesela bir hafta önce armutu yerken çekirdeğini çıkardı ve ağaç çıkıp çıkmayacağını denemek istedi.

Zaten ekili olan bir bitkinin toprağına sıkıştırıverdi çekirdeği…

Nasreddin Hoca hesabı: Ya tutarsa!

Her gün onu sulayıp büyüyüp büyümediğini kontrol ediyor. Güneş alan yere taşıyor.

Bu davranışı bana bir çok şey öğretiyor. Mesela benim de onun gibi daha fazla gayret etmemi. Bu beton yığınları enerjimi ne kadar sömürse de, kendi dünyamı tekrar bir ele almayı.

Bu yukarıdaki çiçek, Odelia’nın bana bugünkü armağanı. Kendi bahçesinden, kalbinden verdiği bir armağan.

Bu aralar o kadar stresliyim ki, demek ki bu stres onlara da yansımış. Bana bu çiçeği verirken, “Anne, çok yoruldun. O yüzden bu çiçek seni mutlu eder.” dedi ve bana verdi. Beni o kadar iyi tanıyor ki! Beni neyin mutlu edeceğini çok iyi anlamış.

Belki çocuğunuz için anlamsızdır bu çiçek, ama benim için anlamı çok büyük. Çünkü benim büyüttüğüm bu kız, kendi büyüttüğü, ilgilendiği çiçeği kopartıp bana verdi.

Bu arada da her yerde hayvan, ağaç bulmaya çalışıyor…

Çocuk o kadar sıkılmış ki bu betonlardan, bize bahçeli bir ev bulalım diye baskı yapar oldu.

DSC_0235

Bugün David’le konuşurken telefonda, “Baba, bahçeli bir ev buldun mu?” diye sordu.

Bahçeli bir ev şimdi bulmadık ama, küçük bahçemizle idare ediyoruz. Doğanın gerçekten ne demek olduğunu unutmaya başladık.

Öyle ki JJ, bu şehirdışına gittiğimiz zamanda ne zaman bir ağaç görse YEŞİL diye bağırdı.

Evet çocukta haklı, gerçekten yeşil!

Ama bu birazda bizim suçumuz! Yeşili unutuyoruz, daha doğrusu bize unutturmalarına izin veriyoruz.

Ama farkında değiliz, bu yeşil sayesinde oksijen soluyoruz.

DSC_0527