Hepsi Senin mi?

20190916_0816097506145260666472389.jpg

Hayır Tarkan’ın “kız hepsi senin mi?” şarkısından alıntı yapmıyorum.

Lise dönemlerinde atılan ucuz, kalitesiz laflardan biriydi önce. Çok da banel, yaratıcılıktan uzak, tek düze odun adamların attığı bir laftı. Ata ata bu lafı mı attın diye sorsak haklı çıkar, adamı yerin dibine gömer gömer durdurduk. Ama o dönemler çoktan bitti gitti.

Bu sorunun şimdiki modası ikiden fazla çoçuğu olana yöneltmek.

Çarşıda, pazarda, hastanede, markette, okulda… kısacası halka açık alanlarda rastlanmakta bu soruya. Moda soru bu, acaip yükselişte.

Benim en çok duyduğum soru. Özellikle parmakta yüzük de yoksa, hoşgeldiniz cümbüşe. Madem ayrılacaktın niye bu kadar çocuk yaptın sorusu da revaçta bu aralar. Çünkü ben geleceği görebiliyordum da, olsun dedim. Yapayım yine 4 çocuk ne olur ne olmaz. Şaka maka zor da olsa iyi ki yapmışım 4’ünü de.

Mesela kimse bana ismimi sormaz. Napsınlar benim ismimi. Önce meraklarını gidermek için “hepsi senin/sizin mi?” sorusu ok misali gelir. Çünkü dört çocuk, bu dünyaya ait bir eylem değildir. Soyu tükenmiş dodo kuşunu görseler bile, daha az ilgi çekicidir bu. Evet sen sayın okuyucu, hemen Google amcaya “dodo”yu arattırdığını biliyorum. 3-4 sene önce ben de bilmiyordum çocuk kitapları sağolsun.

Neyse “hepsi senin mi?” Sorusuna vermek istediğim milyon tane cevap var benim.

“Napıyım, bir alana bir bedava kampanyası vardı, yararlanalım dedik. Aslında iki tanesi eşantiyon.”

“Doğurup, doğurup bırakıyorlar yanıma. Çocuklarınızı pistten alın lütfen”

Çok klasik olacak ama “yarısını komşudan aldım”

“O kadar mikemmel anneyim ki bir de yetmez üç tane, üç de yetmez dört tane yaptım.”

“Çıraklık, kalfalık, ustalık derken baktım süper oluyor bunlar ben de profesyonellik eserimle sahalara veda ettim”

“Çünkü dünyanın benim gibi abidelere ihtiyacı vardı, ben de küçük benler yaptım”

Liste uzar da gider.

Arkadaşım niye yani uzaydan gelmişim gibi davranıyorsun ki? Bizim jenerasyon öncemizde durum pek farklı değildi ki. Bilen bilmeyen herkesin bir söyleyecek şeyi vardır çocuk sayısına. Bir tane olan da, kitaplık laflar duyar, 4 tane olan da.

Hayır ne yani herkes aileden sorumlu bakan mı olmuş da haberimiz yok?

Kilolardan da anlaşılacağı gibi evet sevgili halkım “hepsi benim” hem kilolar, hem bebeler.

E peki hepsi sizin mi?

Yeni bir biz

Burada en son yazdığım zamandan beri hayatımızda bir çok şey değişti. Buraya ilk yazmaya başladığımda daha yeni üç çocuklu evden çalışan bir anneydim.

Evde eğitim yapıyor, büyüdüğüm şehir olan İstanbul’da yaşayıp, üç çocuk haricinde toplumun “normal” saydığı formda bir aileydik. O normalliğin içinde kimseyle paylaşamadığım anormalliklerle doluydum.

Derken Güneydeoğu’nun bir şehrine taşındık. Bir çok şey yaşadık. Bir çok iyi şey de öğrendim. Bir çok travmadan da geçtim, duyduğum bir çok travmatik yaşam hikayelerinden sonra.

Sonra 4 oldu çocuklar. Güneydoğunun başka bir ili olan Mardin’e geldik. “Ben bir sene sonra dönerim Istanbul’a” kafasındaydım. Kaçmak istediğim şey bu şehir değildi aslında. Değişen düzenimin içinde oyalanırken sorunlarımdan kaçabilirim düşüncesiydi. Olmadı. Ne ben taşınabildim, ne.de ertelediğim sorunlarımdan kaçabildim. En sonunda önceden olması gereken şey olup, sorunlarımı çözümlendirdim. Boşandım. Hem de tek başıma yaşadığım yabancı bir şehirde. Bambaşka bir kültürün içinde.

Bir de 0 nafaka olduğu için, evden çalışmayı bırakıp, tam zamanlı bir işe başladım.

Aynı anda hem yaşadığım şehirde bir yabancı yalnız kadın, hem bekar bir 4 çocuk annesi, hem de tam zamanlı çalışan bir anne haline geldim. Bir sürü yeni sıfatlar. Bozdur bozdur harca.

Her şeye tek yetişme konusunda pek değişen bir şey olmadı.

Ailem 4 çocuk ve benden ibaret artık.

Çalışıp o yorgunluğun arasında, ödev yaptırma seansları da girince çocuklarla geçirdiğim zaman çok çok aza indi. Yanımda oldukları halde çok çok özlüyorum. Ama hallediyoruz. Bir çok yeni yazıların başlangıcı bu yazı.

Artık yazdıklarım tamamen yeni bize ait olacak.

En kısa zamanda görüşmek üzere…