Yeşil mi? O Da Ne?!?!

IMG_20140913_174940

Bizim en büyük hayalimiz bahçeli bir evimiz olsun, kendi sebzemizi,meyvemizi biz yetistirelim. Bir de hayvanlar olsun. Mesela tavuk. Gerçek yumurtanın tadına bakalım, çocuklar istedikleri kadar koşsunlar, yorulsunlar…

DSC_0462

Biliyorum bu kalabalık şehirde gerçekten çok şey istiyorum. Neredeyse olmayacak duaya amin diyorum.

Hayal işte! Aslında biraz da olsa elimizden geldiğince gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Mesela küçücük balkonumuzda bir çok bitkimiz var… Odelia’nın küçük bahçesi.

Her iki günde onları sular, sever, yeni yeni şeyler eker. Mesela bir hafta önce armutu yerken çekirdeğini çıkardı ve ağaç çıkıp çıkmayacağını denemek istedi.

Zaten ekili olan bir bitkinin toprağına sıkıştırıverdi çekirdeği…

Nasreddin Hoca hesabı: Ya tutarsa!

Her gün onu sulayıp büyüyüp büyümediğini kontrol ediyor. Güneş alan yere taşıyor.

Bu davranışı bana bir çok şey öğretiyor. Mesela benim de onun gibi daha fazla gayret etmemi. Bu beton yığınları enerjimi ne kadar sömürse de, kendi dünyamı tekrar bir ele almayı.

Bu yukarıdaki çiçek, Odelia’nın bana bugünkü armağanı. Kendi bahçesinden, kalbinden verdiği bir armağan.

Bu aralar o kadar stresliyim ki, demek ki bu stres onlara da yansımış. Bana bu çiçeği verirken, “Anne, çok yoruldun. O yüzden bu çiçek seni mutlu eder.” dedi ve bana verdi. Beni o kadar iyi tanıyor ki! Beni neyin mutlu edeceğini çok iyi anlamış.

Belki çocuğunuz için anlamsızdır bu çiçek, ama benim için anlamı çok büyük. Çünkü benim büyüttüğüm bu kız, kendi büyüttüğü, ilgilendiği çiçeği kopartıp bana verdi.

Bu arada da her yerde hayvan, ağaç bulmaya çalışıyor…

Çocuk o kadar sıkılmış ki bu betonlardan, bize bahçeli bir ev bulalım diye baskı yapar oldu.

DSC_0235

Bugün David’le konuşurken telefonda, “Baba, bahçeli bir ev buldun mu?” diye sordu.

Bahçeli bir ev şimdi bulmadık ama, küçük bahçemizle idare ediyoruz. Doğanın gerçekten ne demek olduğunu unutmaya başladık.

Öyle ki JJ, bu şehirdışına gittiğimiz zamanda ne zaman bir ağaç görse YEŞİL diye bağırdı.

Evet çocukta haklı, gerçekten yeşil!

Ama bu birazda bizim suçumuz! Yeşili unutuyoruz, daha doğrusu bize unutturmalarına izin veriyoruz.

Ama farkında değiliz, bu yeşil sayesinde oksijen soluyoruz.

DSC_0527

Biz Böyle… Bölüm:2

DSC_0038

Biz, çocuklarımızı böyle eğitiyoruz.

Tabiki sadece boyalardan ibaret değil okul (eğitimimiz) şeklimiz! Ama bir çok boş zamanımız var resim çalışmalarımız için!

Biz ev eğitimi yapıyoruz ve o kadar çok eğleniyoruz ki! Eğitimimizi istediğimiz zaman ve istediğimiz yerde yapabiliyoruz.

Günlük öğrenmemiz gereken şeylerden sonra  -o haftadakı harf vb.- bol bol fırsatımız oluyor resim yapmak için!

DSC_0041

Bu oğlumun sanatı! Sadece 2,5 yaşında ve gayet de iyi yapıyor!

Çocuklarınıza kendilerini göstermeleri için bir fırsat verirseniz, harika bir şekilde gösteriyorlar kendilerini!

DSC_0040

Bu Odelia! Evimizin her köşesi çocuklarımın yaptığı resimlerle dolu!

Yaşına göre çok iyi resim yapıyor ve çok da eğleniyor.

Resim yaparken renkleri, başka renkleri nasıl bulacağımızı öğretiyorum.

Ya da kahvaltıda matematik öğreniyoruz. Odelia zeytinleri, Yuhanna da domatesleri çok seviyor. 5’er tane veriyoruz ve bir tane yediklerinde kaç tane kaldığını soruyoruz. Ya da tabaklarında 2 tane kaldığında, 3 tane daha eklıyoruz ve şimdi kaç tane olduğunu soruyoruz!

Bir çok farklı yol var! Sadece yaratıcı olmamız gerekiyor. Oğlum pek gluten yiyemiyor şimdi ve kızım hangi yiyeceklerde gluten var hangilerinde yok çok iyi biliyor. Sadece 4 yaşında!

Ya da atıştırmalık için meyve hazırlarken, hangilerinde ne vitamini olduğunu ve ne için iyi geldiğini konuşuyoruz.

Biz böyle eğitim yapıyoruz ve bizim için en iyi yöntem. Hepimiz çok mutluyuz.

DSC_0034

3 çocuğumuz var ve hiç biri de bu halkanın dışında değil. Oyun odasını ders alanı olarak kullanıyoruz, böylece Abbey’de kardeşlerini izleyebiliyor. Öğretmek için hiç bir yaş sınırı yoktur.

Çocuklar, sünger gibiler! Bazen kendi kendime “Benden daha akıllılar” diye söylenmiyor değilim.

DSC_0026

İşte, Abbey iş başında! kitaplara bayılıyor. Ben de kardeşleriyleyken oyalanması için kitap veriyorum.

BEKLEMEYİN! Çocuğunuz için erken olduğunu düşünmeyin. Ne kadar çok ve çabuk öğrendiklerini tahmin bile edemezsiniz!

Hadi ama kaçımız glutenin ne olduğunu biliyorduk???

Kaç sene okuldaydım ve kimse bana ne demek olduğunu öğretmedi!

Devam edin! Büyümelerine izin verin. Sularını kesmeyin! Çiçekler susuz ve güneşsiz yaşayamazlar!

Domatesli Mango!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“Anne, bu mangoda salca var mı?” diye sordu mangoyu ilk defa yiyen 4 yaşındakı Odelia. Malum mangonun tanesi 8 TL.  Eylülde ailenin Sri Lanka ayağında kalan kısmını görmeye gitçeğimizden dolayı, çocukları yavaş yavaş bu muhteşem lezzetleri tattırmaya çalışıyorum ki, orada yabancılık çekmesinler. Odelia, bir parçası olduğu topraklara gidecegi ve insanlarını göreceği için çok heyecanlı!

“Ne deme istiyorsun Oddie?” diye sordum.

O da bana, “Anne bakö bazı yerlerı kırmızı ondan dolayı salça var mı, diye merak ettim” diye karşılık verdi.

“Hayır güzelim, tamamen saf bir meyve. O renkler kendiliğinden geliyor” dedim.

“Ah anne, o kadar çok tatlı ki bu. Sri Lanka’da da var diye çok mutluyum.” dedi kıkırdayarak.

Çok komik bir sohbetti fakat bir bakımada çok zordu. Kızım, babasının kültürüne dair hiç birşey bilmiyor. “Hadi ama! Sadece bir mango!” diyeceksiniz. Evet sadece bir mango ama eşimin şehrinde, yani Jaffna’da, dünyanın en lezzetli mangoları yetişiyor. Burada bulamayacağımız birçok diğer meyveler de var.

Odelia, David’e Sri Lanka hakkında tekrar ve tekrar sorular soruyor. Gördüğü her uçağın Sri Lanka’ya, oradaki kuzenlerine ve en son 6 aylıkken gördüğü ve büyük bir ihtimalle hatırlayamadığı oradaki aile üyelerine, gittiğini zannediyor.

Farklı bir kültürden birisiyle yapılan evlilik çok eğlenceli oluyor ve her gün yeni bir şeyler öğreniyorsunuz!

Ya da dünyaya başka gözlerden bakmaya başlıyorsunuz. Ama 3 farklı kültürde büyüyen çocuklar için o kadar da kolay değil. Çünkü kişiliklerini ve onlar için evin neresi olduğunu sorgulamakla geçiyor zamanlarının büyük bir kısmı!

3 kültür dedim çünkü, eşim Sri Lanka’lı ve ben Türk’üm. Biz kendi kültürümüzü oluiturmaya karar verdik. Yani her iki kültürden de iyi olan şeyleri aldık, kötü olanları attık!

David ve ben çocuklarımızı böyle yetiştimeye karar verdik. Biz mutluyuz, çocuklar batılı arkadaşlarıyla mutlu ve uyumlu. Ama maalesef kendi insanlarıyla pek o kadar da uyumlu değiller. İstanbul’da yaşadığımız için buradaki insanları ve kültürü, az çok biliyorlar.  Bu da David’in kültürü ve insanlarına olan ilgisini daha da çok arttırıyor.

Bu yüzden Sri Lankalı yada Hint arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz zaman çok fazla heyecanlanıyor ve bir çok sorular soruyor.

Sadece o değil, ben de çoğu zaman kültür hatalarına düşüyorum.

Bazen doğal olarak kültürümüzü yansıtıyoruz.

Bir hafta önce çok yakın olduğumuz arkardaşlarımız (benim en iyi arkadaşlarımdan birisi) sadece küçük Joelle’yı bereketlemek için 2 günlüğüne geldiler. Cumartesi günü bizdelerdi ve sadece bir gün benim için yeterli değidi!

Benim David’im harika bir tavuk körü ve pilav yaptı (onlar da Hintliler) ve ben de benim bazı atıştırmalıklardan yaptım. Hintliler gibi yedik. 😉

Benim JJ’im, pek yemek yemeyen oğluşum ondan sonra o kadar çok yedi ki, ben durdurmak zorunda kaldım. Önceki problem neymiş biliyor musunuz? Kaşık ve çatal!!!

Bu çocuğun doğasında var Sri Lankalılık!

Buna benzer bir çok örnek var. 3. kültür (3rd culture kıds) çocuklarınız ve yabancı bir eşiniz varsa, kültür, bizim düşündüğümüz kadar kötü değil. Sadece nelerin ailemize uygun, nelerin uygun olmadığını bulmamız lazım.

Eşinizin kültürünü öğrenirken, eşiniz hakkında ne kadar fazla şey öğreneceğinizi tahmin bile edemezsiniz. Harika bir yolculuk bu! Nasıl yetiştiklerini, nelerden hoşlandıklarını, bazı konularda neden farklı düşündüklerini vb…Emin olun ki, bunları da keşfedeceksiniz.

Eğer yelkenliyi nasıl kullanacağınızı biliyorsanız, bu harika bir yolculuk.  İsa gibi büyük bir barınağınız yoksa, bu yolculuk o kadar da kolay değil.

Eşinizin yelkenliyi kullanmasını öğrenmesine izin verin ve siz de onunla beraber öğrenin!