Domatesli Mango!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“Anne, bu mangoda salca var mı?” diye sordu mangoyu ilk defa yiyen 4 yaşındakı Odelia. Malum mangonun tanesi 8 TL.  Eylülde ailenin Sri Lanka ayağında kalan kısmını görmeye gitçeğimizden dolayı, çocukları yavaş yavaş bu muhteşem lezzetleri tattırmaya çalışıyorum ki, orada yabancılık çekmesinler. Odelia, bir parçası olduğu topraklara gidecegi ve insanlarını göreceği için çok heyecanlı!

“Ne deme istiyorsun Oddie?” diye sordum.

O da bana, “Anne bakö bazı yerlerı kırmızı ondan dolayı salça var mı, diye merak ettim” diye karşılık verdi.

“Hayır güzelim, tamamen saf bir meyve. O renkler kendiliğinden geliyor” dedim.

“Ah anne, o kadar çok tatlı ki bu. Sri Lanka’da da var diye çok mutluyum.” dedi kıkırdayarak.

Çok komik bir sohbetti fakat bir bakımada çok zordu. Kızım, babasının kültürüne dair hiç birşey bilmiyor. “Hadi ama! Sadece bir mango!” diyeceksiniz. Evet sadece bir mango ama eşimin şehrinde, yani Jaffna’da, dünyanın en lezzetli mangoları yetişiyor. Burada bulamayacağımız birçok diğer meyveler de var.

Odelia, David’e Sri Lanka hakkında tekrar ve tekrar sorular soruyor. Gördüğü her uçağın Sri Lanka’ya, oradaki kuzenlerine ve en son 6 aylıkken gördüğü ve büyük bir ihtimalle hatırlayamadığı oradaki aile üyelerine, gittiğini zannediyor.

Farklı bir kültürden birisiyle yapılan evlilik çok eğlenceli oluyor ve her gün yeni bir şeyler öğreniyorsunuz!

Ya da dünyaya başka gözlerden bakmaya başlıyorsunuz. Ama 3 farklı kültürde büyüyen çocuklar için o kadar da kolay değil. Çünkü kişiliklerini ve onlar için evin neresi olduğunu sorgulamakla geçiyor zamanlarının büyük bir kısmı!

3 kültür dedim çünkü, eşim Sri Lanka’lı ve ben Türk’üm. Biz kendi kültürümüzü oluiturmaya karar verdik. Yani her iki kültürden de iyi olan şeyleri aldık, kötü olanları attık!

David ve ben çocuklarımızı böyle yetiştimeye karar verdik. Biz mutluyuz, çocuklar batılı arkadaşlarıyla mutlu ve uyumlu. Ama maalesef kendi insanlarıyla pek o kadar da uyumlu değiller. İstanbul’da yaşadığımız için buradaki insanları ve kültürü, az çok biliyorlar.  Bu da David’in kültürü ve insanlarına olan ilgisini daha da çok arttırıyor.

Bu yüzden Sri Lankalı yada Hint arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz zaman çok fazla heyecanlanıyor ve bir çok sorular soruyor.

Sadece o değil, ben de çoğu zaman kültür hatalarına düşüyorum.

Bazen doğal olarak kültürümüzü yansıtıyoruz.

Bir hafta önce çok yakın olduğumuz arkardaşlarımız (benim en iyi arkadaşlarımdan birisi) sadece küçük Joelle’yı bereketlemek için 2 günlüğüne geldiler. Cumartesi günü bizdelerdi ve sadece bir gün benim için yeterli değidi!

Benim David’im harika bir tavuk körü ve pilav yaptı (onlar da Hintliler) ve ben de benim bazı atıştırmalıklardan yaptım. Hintliler gibi yedik. 😉

Benim JJ’im, pek yemek yemeyen oğluşum ondan sonra o kadar çok yedi ki, ben durdurmak zorunda kaldım. Önceki problem neymiş biliyor musunuz? Kaşık ve çatal!!!

Bu çocuğun doğasında var Sri Lankalılık!

Buna benzer bir çok örnek var. 3. kültür (3rd culture kıds) çocuklarınız ve yabancı bir eşiniz varsa, kültür, bizim düşündüğümüz kadar kötü değil. Sadece nelerin ailemize uygun, nelerin uygun olmadığını bulmamız lazım.

Eşinizin kültürünü öğrenirken, eşiniz hakkında ne kadar fazla şey öğreneceğinizi tahmin bile edemezsiniz. Harika bir yolculuk bu! Nasıl yetiştiklerini, nelerden hoşlandıklarını, bazı konularda neden farklı düşündüklerini vb…Emin olun ki, bunları da keşfedeceksiniz.

Eğer yelkenliyi nasıl kullanacağınızı biliyorsanız, bu harika bir yolculuk.  İsa gibi büyük bir barınağınız yoksa, bu yolculuk o kadar da kolay değil.

Eşinizin yelkenliyi kullanmasını öğrenmesine izin verin ve siz de onunla beraber öğrenin!

Gerçek Sevinç

1382864_10152296165471101_152894034_n

Bunlar gerçek sevinç!

Üçünüzün o muhteşem yüzlerine baktığım zaman, bir birinize olan sevginizi görebiliyorum.

Hiç bir kelime, size sahip olduğum için ne kadar bereketlenmiş olduğumu anlatmama yetmez. Böyle bir kelime bulunamamış daha.

 Hayatın beni çamaşır yığınlarıyla, bulaşık dağlarıyla, düzenelerce iş ve sınırlı gelirle ödenmesi gereken faturalarla beni o meşgul ettiği zamanlarda, zaman zaman sizi haketmediğim kanısına varıyorum. Ama lütfen beni affedin! Bazen gerçek amacımı unutuyorum.

Siz 4’ünüz. (Hayır, yeni bir bebek yok. Eşimle beraber 4) 😉

Hala çok mutlu olmamdaki ve umudumun olmasının sebebi sizsiniz.

1979708_10152296165336101_1888008887_n

Annelikte sevinmem için o kadar çok neden var ki! Ne kadar uykusuz kalsam da önemli değil -dürüst olmak gerekirse uyku bir problem-  ama o pis bezlerden kaç kez kaka yıkadığım yada kaç defa sadece bir çişi yakalamak için olimpiyat yarışçılarından, ne kadar daha fazla efor sarfettiğim önemli değil.

Oturma odasını günde kaç defa süpürdüğüm pek önemli değil. (Mutfaktan bahsetmiyorum bile)

Sizinle hayal kurmaya çalışmam da pek önemli değil. Çoğu zaman afallıyorum.

Ama bana öğretmelisiniz, çocuklar. Evet, bazen anne de sizden öğrenmeli.

Ne kadar kolayca affetmeyi, bütün kalbinle bir insana güvenmeyi, etrafında bir çok şey olup biterken, küçücük şeylere gülmeyi sizlerden öğrenmeliyim.

1555289_10152296165176101_1221678178_n

Hata yaptığımda, keşke aklınızdan geçenleri söyleyebilseniz. Özellikle  sabahları!

Sadece çocuklar gibi sevebilsem. (Bu yüzden İsa, ‘Bırakın çocukları, bana gelsinler’ dedi)

Ama sizin beyinlerinizin, her dakika yeni birşeyler öğrendiğini gördüğümde o kadar çok seviniyorum ki!

Bana yeteneklerinizi gösterirken o heyecanınızı görmek!

İşte benim amacım!

dsc_1746

Bunları yazarken sabah ki zorlu saatlerimize rağmen hepiniz uyurken dahi sizi özlüyorum.

1958558_10152296165731101_1834374414_n