4 Çocuklu Olmak

  
Beklediğimiz küçük üyemiz artık aramıza katıldı. Martın 1’inden itibaren resmi olarak 4 çocukluyuz biz. Doğum beklediğimiz gibi olmadı ama ne farkeder ki? Ben Minicik kızıma kavuştum. Gerçekten de minicik. Sadece 2.550 gramdı kollarıma ilk aldığımda Meera Lidia’mı. 

Doğum hikayesi başka bir postta gelecek. Şayet uzun bir hikaye.

  
Bu alışma dönemi gayet güzel geçiyor. Ufak tefek sıkıntılarımız oluyor sezeryandan Kaynaklı olarak ama evimizdeki bu heyecan görülmeye değer. 

Herkesin sabah ilk yaptığı şey, gelip Meera’yı öpmek. Çocuklar Meera’ya, Meera onlara ayak uydurmayı yavaş yavaş öğrenecekler. Evimizdeki gürültü daha fazla arttı. Ama evimizdeki sevgi ve sevinç on katı arttı. Bu büyük aile olayı tam bize göre birşeymiş. 

4 çocuklu anne olmak, biraz daha farklıymış.

Beklemek mi Daha Zor? Yoksa…

  
Sabreden dermiş, muradına ermiş…

Bu her zaman geçerli değil. Ben tez canlıyım. Beklemek benim için gerçekten zor. Mesela David eve yarım saat geç gelince, kafamda kurarım, kurarım… Sonra da, acaba başına birşey mi geldi, şu mu oldu diye kâbuslara dalarım. 

Ama bu sefer ki mevzu biraz farklı. Odelia hariç diğer iki bebe, 3 ve 2 hafta geç doğdular. Şimdi neredeyse  39 haftalık olacağız. Önce içimdeki kızım, bayağı bir erken gelmeye kalktı. Sonra bir ara tekrar kapıyı çalıp, kaçtı. Ne zaman tamamen kollarımıza gelecek hiç bir fikrim yok.

Geçen kontrolümde yüzünü, yanaklarını ve burnunu gördüm. Siyah beyaz da olsa ciddi ciddi bir yüz. Elmacık kemiği hatlarıyla bile. Bu beni daha da heyecanlandırdı. Sabırsızlanmaya başladım. Acaba hangi gün bizim için, önemli bir gün olacak? Acaba nasıl emecek? Geceleri nasıl uyuyacak?. Diğer kardeşleri gibi güçlü karakterde mi olacak?  Inatçı mi olacak bu da? Gözlerinin Şekli nasıl olacak? Saçları hangi uzunlukta olacak? (Malum her bir bebeğimiz, bir öncekinden daha uzun saçlarla doğdu) Aklımda deli sorular var. 

Tekrar emzireceğim için çok heyecanlıyım. Tekrar bebeğimi slinglerle taşıyacağım için çok mutluyum. Tekrar ayak parmaklarımı görebileceğim için çok mutluyum. Tekrar dışarı çıkabileceğim için çok mutluyum. (Son 4 gün hiç çıkmadım, biraz rahatsız hissettiğimden dolayı.) 

Beklemek çok zor. Ama bazen diyorum ki, o kadar sabırsız olma. Eğri oturup, doğru konuşalım. Bebek bir kere çıktığında, o bebeği bir daha içeri koyamayacağız. Bazı günler bu fanteziyle yanıp tutuşacağız. Uykusuz geceler, gaz sorunları, başka bir çok sorun olacak. (Yazarın bu listeyi uzatmamadaki asıl amacı, yeni ebeveyn olacakların gözünü korkutmamak). 

E hal böyle olunca hangisi daha zor? Beklemek mi, kavuşmak mı? Hangisi daha zor bilmiyorum ama ben bir an önce kızımı kollarıma almak istiyorum. Bu isteğim biraz bencillikten de kaynaklanıyor olabilir ama hatice değil, netice önemli. 

Bu bekleyiş ne kadar Sürer bilmem… Ama o kadar uzun sürmeyeceği belli.

Yarı Zamanlı Tuvalet Eğitimi

Attachment-1 (2)

Daha önce bahsetmiştim. Bizim Abbey kız, tuvalet eğitimi için kendisine en iyi zamanı seçmiş diye. Evet ben her ne kadar da hazır olmasam bile, bu onun eğitimi ve bu onun için en uygun zaman. Her üç çocuğumda da bu hep böyle oldu. Ben arada yaptığım (çoğu zaman) gibi bazen benim zamanımı çocuklara adapte etmeye çalıştım. Bu tuvalet eğitiminde de aynısı oldu. Sonuç mu?

Elimde bez, önümde kova çocukların gittiği odaları izlerinden takip eder olup, o izleri tek tek temizlemek ve sonunda pes etmek oldu. Çünkü bu çocuklar için uygun zaman değildi.

Çocuklarınızı gözlemlediğiniz zaman, göreceksiniz ki çocuklar kendi çaplarında size zaten mesaj yolluyorlar. Bu evrene yollanan mesajlar gibi değil. Daha basit oluyorlar. Sadece gözlemlemek ve uygulamak kalıyor bize.

Çiş, kaka gibi basit ama hayati mesajlar çoğunlukla. En azından benim çocuklar öyle mesajlar verdiler.

Ödül yöntemini kullanmıyoruz biz. Zaten pek de bir işe yaramıyor hani. Bizim ki daha basit oluyor. Bir adet lazımlığımız, çocuğa çişi yada kakası geldiğinde oraya nasıl oturacağını anlatıyorum. Tabi bunu tatbikata da dönüştürüyoruz. Bazen karşısında maymun da oluyoruz. Olsun. O bu büyük adımı atsın da, biz tüm hayvanlar alemi olmaya da razıyız.

Her yarım saatte çişi yada kakası olup olmadığını sorup, hatırlatmakta yarar var. Çoğu zaman bunun cevabı olumlu oluyor ve siz her lazımlığa denk gelen çiş için kendinizle ve çocuğunuzla gurur duyuyorsunuz. Hatta çığlık çığlığa ilk çişi kutluyorsunuz bile. En azından ben fazla reaksiyon gösterdiğim için öyle yapıyorum. Her çiş beni bir bezden kurtarıyor. Her bezden tasarruf ta, aile bütçesine ciddi bir artı olarak geri dönüyor.

Çocuk çişini yada kakasını yaptıktan sonra tuvalet kağıdıyla tanıştırıyorsunuz. Çok hoşuna gidiyor Abbey’nin. Büyük bir merasimle lazımlığı klozete döküp, şifonu çekerken “güle güle” seanslarımız da en sevdiklerimiz arasında.

Bizim olmazsa olmazlarımız yani.

Yalnız bunun püf noktası var. Bu tuvalet eğitimini tamamlayana kadar çocukları kızdırmamaya bakın. Yoksa bizim Abbey’nin yaptığı gibi, gözünüze baka baka halınızın ortasına işeyiveriyorlar.

Demedi demeyin.

Biz hala yarı zamanlıyız. Yani geceleri hala bez kullananlardanız. Şu anda yorgan, çarşaf yıkama törenleri için çok yorgunum. Ama dört numara doğar doğmaz, yarı zamandan tam zamana doğru bir geçiş çalışmalarımız olacak. Burada da yazacağım.

Demem o ki, çocuğunuz için en uygun zamanı seçsin.

Legolar Hakkındaki Gerçekler

  
Legolar… Birçok çocuk için vazgeçilmezler arasında. Özellikle hayal kurmayı ve birşeyler icat etmeyi seven çocukların olmazsa olmazı. Hem hayal güçlerini geliştirmekte, hem de motor becerilerini.  Bizim evde de çoğu evde olduğu gibi kopamadığımız bir ilişki var. Küçük çocuklar için olan büyük parçalar da büyük rağbetteydi evimizde. Ta ki o güne kadar.

  
Arabalar serisini ve kocaman bir uçak legosunu uygun bir fiyata ikinci el alana kadar… 

Daha üç ay önce 4 yaşına girmiş olan JJ oğlan, başka oyuncakların yüzüne bakmaz oldu. Evdeki masalardan bir tanesi sırf bu Legolara ayrıldı. Babayla daha fazla kaliteli zamanlar geçirilmeye başlandı. Babayla, çünkü annenin o küçücük parçalara ayıracak zamanı genelde olmuyor. Büyük Parça legolar görüyor benim işimi.

Neyse bu gözünü sevdiğim, canım legoların bayağı bir artısı oldu. 

1.

Oyalanmak isteyen bebelerin koyun önüne legoları, sonra izleyin ve görün. Sessiz olduklarında “hangi yaramazlık peşinde” diye endişelenmeye gerek yok. Lego tasarımlarıyla uğraşmaktan, evdeki tüm “sakıncalı ama çok cazip” yerleri tamamen unutuyorlar. 

2.

Küçücük kafalarının içindeki paha biçilemez hayalleri, kurguları az da olsa görebiliyorsunuz. Yetişkinlerin anlam ve Önem vermediği o hayal güçleri sayesinde, yepyeni icatlar çıkacaktır.

3.

Motor becerileri bayağı bir gelişecektir.

4. 

Daha hızlı düşünme becerilerini geliştireceklerdir. Neden sonuç ilişkisini daha hızlı kavrayabileceklerdir. 

5.

Evde eğitim konusunda birebirdir. Bir çok konu anlatımında kullanılabilir.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Üç madde de olumsuz Yönleri vardır.

1. 

Bağımlılık yapıyor. Kocam  bazen çocuklar uyurken de legoların başından ayrılmıyor. Bahanesi ise çocuklara öğretmek için becerilerini geliştiriyor. Ben de inandım 😂

2.

Dağınıklık. Küçük küçük parçalar. Toplaması da uzun Sürüyor tabi. Bizim bulduğumuz yöntem bir masanın üzerinde legoları yapmak ve ayrı ayrı poşetlerde tutmak. Böylece küçük parçalar da karışmayacak birbirine.

3.

Bu son ve en kötü yani legoların. Sakin ha sakın, bir legonun üzerine basmayın. Doğumla eş değer bir acısı bulunmakta. Hatta psikolog bir arkadaşım (Ceren bu sensin) acıları üçe ayırır.

  1. Bedensel acı

2.Ruhsal acı 

  1. Legonun üzerine bastığınız zaman ki acı.

Doğru Söze ne denir?!?

Yukarıdaki görüşler tamamen bir annenin görüşleridir. İsveç bilimadamlarının deney sonuçlarına dayanmamaktadır.

Ve kesinlikle Lego benim sponsorum falan değildir keşke olsaydı… Lego tr sorumluları duyarsınız umarım bunu.

Bunlar memnuniyet yazısıdır sadece.

Zamanı Mı Şimdi?

  
Buralar çok yoğun. Biraz sakinleşmeye çalışıyoruz ama 4 Numaralı fasülye için hazırlıklar yapılırken bayağı da bir iş çıkıyor. 

Bir çok küçük insan çamaşırları yıkamak başlı başına tam zamanlı bir iş zaten. Onları ütülemek de cabası işin. 4 Numaralı fasülyenin kıyafetlerinden bahsediyorum tabiki. Diğerlerini ütülemeye kalkarsak ütünün başından kalkamam zaten. 

Kıyafetlerin çoğu yıkandı, ütülendi, hastane çantası hazırlandı. Bebek yatağı yeniden monte edildi. Çocuklarla bebek hakkında tekrar ve tekrar konuşuldu. Buraya kadar herşey iyi. Yeni evimize neredeyse tamamen yerleşildi. Eksiklikler alındı. Bu arada da bir çok yalancı sancıyla başa çıkıldı ve tüm enerjim tükendi gibi. Ev okuluna inişli çıkışlı devam ediliyor. Tam bunların ortasında bilin bakalım başka ne oldu?

3 numaralı fasülye olan Abbey tuvalet eğitimine hazır olduğunu anlatmaya çalıştı ve anlamamaya çalışsam da Gözüme sokunca mecburen anlamak zorunda kaldım. 

Böylelikle eğlenceli (?) bir serüvene yelken açmış olduk.

  
Tuvalet Eğitiminde yaptığımız ve yapmadığımız yöntemleri bir sonraki yazıda açıklayacağım.

Bu yazının amacı biraz farklı. Zaman. Birçok şeyi erteliyoruz. Birçok plan yaparak yaşıyoruz. Ama hayat bizim planlarımıza göre pek gitmiyor. Özellikle çocuklarla. 

Bu tuvalet eğitimi bu yoğun zamanda hiç gündemimizde yoktu. Ama Abbey kız böyle düşünmemiş. 

Onların ihtiyaçlarını dinlemek en iyisi.

Zamanı mı şimdi Dediğimiz bir çok şeyin onlar için zamanı.

Aaa Ne Kadar Şımarıksın

  
Kendimizden küçüklerle konuşurken ne kadar da rahatız değil mi? Yaşıtlarımıza yada arkadaşlarımıza kullanamayacağımız çoğu kelimelere çocuklara çok kolayca söyleyebiliyoruz. Ister kendi çocuğumuz olsun, ister arkadaşlarımızın çocuklarına. Çocuktur anlamaz cümlesinin arkasına sığınıyoruz. Bahanemiz bu oluyor. Aslında bu cümlenin doğruluk payı yok desem size. Bu arkasına sığınılan bahanemizin gerçeklik payı yok.

Çocuklar herşeyi anlıyorlar

Ben çocuk psikolojisinde uzman değilim ama yakında 4 çocuk annesi Olacağım. Annelik tecrübesi diyelim bu konudaki düşünceme. 

Çocuklara sıfat takmak pek doğru gelmiyor bana. Özellikle şımarık, yaramaz, çirkin, kötü bunların en başında geliyor. Çocuklar bu sıfatlardan nefret ediyor. Ben de öyle. Malesef bir kaç Kişiyi uyarmak durumunda kaldım. Çocuklarıma, onların yanında böyle Sıfatları kullanmayın. Kendi çocuklarınıza da kullanmayın. Çocuklar bu sıfatların doğruluğuna o kadar çok inanıyorlar ki, artık bu sıfatlara yapışık yaşamaya başlıyorlar. 

Çocuktur anlamaz diyerek memleket meselelerini de konuşmayın yanlarında. Şayet ben bile duymaya dayanamıyorken, küçücük beyinlerinde canlananları bir düşünün. 

O yüzden çocuklara kullandığımız kelimeleri önce bir düşünüp tartalım. Dilin kemiği yoktur ama kelimeler atılan oklara benzer. Bir daha geriye alamayız. 

Yaşıtlarımıza, arkadaşlarımıza söyleyemeyeceğimiz sözleri, söylenmeyelim küçüklere. 

Yarının Büyükleri belki DÜNYAYI da memleketin gidiş hattını da değiştirir belki.

4 Çocukla Bir Ay Alışverişsiz Yaşamak Mümkün mü?

  
4 Numaralı bebeğimiz hala gelmedi. Zaten daha 8 hafta var. Bu 8 hafta içinde istediği zaman gelebilir.

Yeni bir bebek, yeni masraflar demek çoğu kişi için. Bizdeki durum biraz farklı. 

Şu anda İstanbul’dayız. Çocuklarımızın çoğu kıyafetleri, Kitapları, kişisel eşyaları burada. Ihtiyacımız olanları, yeni evimize götürmek için ayırıyoruz. Ve gelecek kızımız için hiç bir eşyaya ihtiyacımız olmayacak. Satın almamız gereken HİÇ BİRŞEY yok. Bez hariç. Kumaş bezlerimiz var. Gerekli olur diye tek kullanımlık bez almamız lazım.

Odelia için gerekli kıyafetleri facebooktan ikinci el satan gruplardan temin ettim. JJ için de aynı şekilde. Abbey’nin kıyafetleri Odelia’dan kalanlar.

Hamilelik döneminde benim birkaç şeye ihtiyacım olmuştu ve bunları yine aynı gruplardan çok uygun fiyata temin ettim.

Aktivite, ev okulu ve gıda harici ürünleri pek almamaya karar verdik bu yıl. Önümüze bir yıllık bir plan çizmek yerine, aylık olarak bir plan yapacağız. Böylece hedeflerimize ulaşmak için daha gerçekçi bir çizelge izleyeceğiz. Bu bir hafta çizimlerimle ilgili almam gereken bazı gereçler var. Onları temin ettikten sonra başlayacağız bu döneme.

Çocuklarla alışverişsiz bir ay yaşamak, yada harcamalarınızı en aza indirgemek gerçekten mümkün.

1. Olmasa da olur!

Evet! Bir çok harcamalar olmasa da olurlardan. Bunların hangileri olduğuna ailece karar verin. Olmasa da olur uygulamasına başlayın.

2. Onarın!

Kıyafetlerin söküklerini daha fazla dikin. Atmak yerine, yenisini almak yerine onarın. Ayakkabılar da aynı şekilde.

3. İkinci El Kullanın

Ikinci el eşya kullanmak ayıp yada günah değil. Çok çok uygun fiyatlara, sizin ihtiyacınız olan eşyaları bulabilirsiniz. Facebook’ta birçok grup var bununla ilgili. Güvenilir grupları bulup alışverişe başlayabilirsiniz. Bizim çok kullandığımız bir Yöntem bu. 4. bebeğimiz için en çok gerekli olan araba koltuğunu çok uygun bir fiyata aldık.

4. Tüketmek Yerine Üretin!

Tüketici olmak yerine daha fazla üretin. Hem masrafları bayağı bir azaltmış olursunuz, hem de üretmenin vermiş olduğu mutluluğa ulaşırsınız.

Bizim başlı başına yaptığımız uygulamalar bunlar. Umarım hepinize bir şekilde yararlı olur.

Sanat Dolu Bir Yıl

  
Mutlu yıllar!!! Hepiniz için harika bir yıl Olmasını diliyorum.

Ben birçok hedefle girdim 2016’ya. Daha fazla sanatla uğraşmak gibi. Bunların BAŞINDA illustration, çocuk oyuncakları dikmek ve örgü geliyor. 

Yapmış olduğum portrelerin bir kısmı aşağıda. Kendi portresini çizdirmek isteyenler benimle rejoicingmama@aol.com  e posta adresinden iletişime geçebilirler. 25₺ bir portre. 

   
    
   

Yeniyıl Beklentilerimiz

  
Herkes hunharca yeni yıl planları yapmakta. Onların heyecanını görünce, heyecanlanmamak mümkün değil. Bizim üç artı bir çocukla yapacağımız pek birşey yok. Evde takılacağız öylece…

Geçen yıl bayağı bir macera yaşadık. İyi günlerimizde oldu, çok kötü günlerimiz de. Çok güldüğümüz zamanlarda, sabaha kadar ağladığımız zamanlarda.

Mesela yepyeni bir şehire taşındık. Hiç yapmadığımız şeyleri yapmaya başladık. Süt sağmayı öğrendim mesela. Okulu denedik pek sevemedik. Çocuklar Sri Lanka’nın güzelliklerini de gördü, zorluklarını da. Çok güzel yerleri de gördük, olmamamız gereken yerleri de. 

Çocuklar yepyeni bir dil, kültür öğrenmeye başladılar. Diğer çocukların nasıl yaşadıklarına tanık oldular. Bir çok şehiri gördüler mesela. 

Ben iki canımı kaybettim mesela. Hiç yüzlerini görmediğim bebeklerimi deli gibi hala özlüyorum. Bu bana, anneliğime apayrı birşey kattı. 

Aynı anda başka şu anda karnımı tekmeleyen küçücük kızımın ayaklarını hissediyorum. 

2015’in bu son günleri zamanı ağırdan almam gerektiğini öğrenmekle geçiyor. 

  
Yeni yılda hedeflerim var. Öyle çok büyük hedefler değil. Kendimi kandırmaya da gerek yok zaten büyük hedeflerle. Yapınca mutlu olabileceğim türden hedefler bunlar. Çocuklar içinde yapmak istediğim şeyler var. Mesela Odelia’yı Mardin’de bir keman kursuna yollamak. JJ futbol oynamak istiyor. Onun için bir kurs bulmam lazım. Daha fazla birlikte kaliteli bir şeyler yapmak istiyoruz.

Ama bu 2016’da ailemle daha fazla mutlu olmak istiyorum. Kaygılardan, endişelerden uzak. Küçük şeylerle mutlu olmak istiyorum daha fazla.

Sizin hedefleriniz neler? Yeniyıldan beklentileriniz neler?

Çocuklar için Kanguru

Blogumun isminden de anlaşılacağı gibi kangurula bizim için çok önemli. En az bir yaşına kadar tüm bebelerimi kanguruyla taşıdım. Bu hem bana ellerimi kullanma özgürlüğü verdi, hem de çocuklarla Aramızdaki bağı güçlendirdi.

Odelia, kardeşlerini bu şekilde taşıdığımı görünce bebeklerini de aynı yöntemle taşımak istedi. Ona mei tai Tarzı bir kanguru yaptım. Ondan sonra sa beğenenler almak istediler. Harika bir yılbaşı hediyesi bebeleriniz, yiğenleriniz için. 

Çeşitleri aşağıda ve sipariş vermek isteyenler için kısa süreliğine 20₺+kargo.

İletişim için rejoicingmama@aol.com yada kanguruanne instagram hesabından dm atabilirsiniz.