Rengarenk Kaşıklar

Bugün de iki büyüğün birbiriyle sürekli kavga ettiği, küçüklüğün de odadan çıktığımızds çığlığı bastığı günlerden biri.

Sabah saatlerinin “Hayır, kardeşimizi ısırmıyoruz… Saç yolmak yok… Birbirimizin üzerinde zıplamıyoruz.” naralarıyla süslendiğinden hiç bahsetmeme gerek bile yok.

Tam bu sırada, anneliğin bana sonradan kazandırmış olduğu “keşfedici” sıfatının hakkını vermeye karar verdim.

İki tane kullanmadığım tahta kaşık, sulu boya ve pritt en iyi arkadaşım haline geldi bugünlük.

En azından çocukların bu halleri geçene kadar, birbirimize yar ve yaren olmaya karar verdik.

İki büyüklüğü de aldım masanın etrafına, kaşıkları gösterdim ve kim boya yapmaya hazır diye sorduktan sonra, aynı anda neşeli çığlıkları duydum. Üzgünüm komşular, çocuklarımın birşey öğrenmesi çok daha önemli! Ve evet biz taşınana kadar bu çığlıklarla yaşamaya alışmalısınız!

DSC_0970

Yaptığımız şey bu!

Özel bir şey değil ama çocuklar çok eğlendi ve kaşığı da istedikleri şekle sokabileceklerini öğrendiler.

Kavgaları bitti. Çünkü sonuçtan çok mutluydular!

DSC_0933

İhtiyacınız olan tek şey bunlar.

Sulu boya, (maalesef renkler çok mat, eğer daha canlı ve güzel olan bir sulu boya markası biliyorsanız lütfen bana söyleyiniz), tahta kaşık, fırça ve su!

Ondan sonra da hayalci çocuklara ihtiyacınız var! Yoksa bunlar pek bir işe yaramıyorlar tek başlarına!

DSC_0951

Benimkiler hazır!

Bizim boyama köşemiz olduğu, masanın her halinden belli oluyor.

DSC_0948

Çok dikkatli bir şekilde çalışıyorlar.

DSC_0955

Herşey tam mı diye kontrol ettikten sonra son dokunuşları da yapabiliriz  artık!

DSC_0965

Son dokunuşlar…

En az yarım saat çocuklarınızı oyalayabilir bu çalışma!

Bizimkiler çok eğlendi. Odelia bir bebek yaptı bu kaşıktan. Yuhanna da otoyolu için bir köprü.

En güzel yanı da hayal kurmaları! Renkli hayaller!

Sizin de çocuklarınızla birlikte bu rengarenk hayaller dünyasına dalmanız dileğiyle!

Not: Bu arada #3 da bizimle birlikteydi ama o da farklı hayaller peşindeydi.

DSC_0944

Domatesli Mango!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“Anne, bu mangoda salca var mı?” diye sordu mangoyu ilk defa yiyen 4 yaşındakı Odelia. Malum mangonun tanesi 8 TL.  Eylülde ailenin Sri Lanka ayağında kalan kısmını görmeye gitçeğimizden dolayı, çocukları yavaş yavaş bu muhteşem lezzetleri tattırmaya çalışıyorum ki, orada yabancılık çekmesinler. Odelia, bir parçası olduğu topraklara gidecegi ve insanlarını göreceği için çok heyecanlı!

“Ne deme istiyorsun Oddie?” diye sordum.

O da bana, “Anne bakö bazı yerlerı kırmızı ondan dolayı salça var mı, diye merak ettim” diye karşılık verdi.

“Hayır güzelim, tamamen saf bir meyve. O renkler kendiliğinden geliyor” dedim.

“Ah anne, o kadar çok tatlı ki bu. Sri Lanka’da da var diye çok mutluyum.” dedi kıkırdayarak.

Çok komik bir sohbetti fakat bir bakımada çok zordu. Kızım, babasının kültürüne dair hiç birşey bilmiyor. “Hadi ama! Sadece bir mango!” diyeceksiniz. Evet sadece bir mango ama eşimin şehrinde, yani Jaffna’da, dünyanın en lezzetli mangoları yetişiyor. Burada bulamayacağımız birçok diğer meyveler de var.

Odelia, David’e Sri Lanka hakkında tekrar ve tekrar sorular soruyor. Gördüğü her uçağın Sri Lanka’ya, oradaki kuzenlerine ve en son 6 aylıkken gördüğü ve büyük bir ihtimalle hatırlayamadığı oradaki aile üyelerine, gittiğini zannediyor.

Farklı bir kültürden birisiyle yapılan evlilik çok eğlenceli oluyor ve her gün yeni bir şeyler öğreniyorsunuz!

Ya da dünyaya başka gözlerden bakmaya başlıyorsunuz. Ama 3 farklı kültürde büyüyen çocuklar için o kadar da kolay değil. Çünkü kişiliklerini ve onlar için evin neresi olduğunu sorgulamakla geçiyor zamanlarının büyük bir kısmı!

3 kültür dedim çünkü, eşim Sri Lanka’lı ve ben Türk’üm. Biz kendi kültürümüzü oluiturmaya karar verdik. Yani her iki kültürden de iyi olan şeyleri aldık, kötü olanları attık!

David ve ben çocuklarımızı böyle yetiştimeye karar verdik. Biz mutluyuz, çocuklar batılı arkadaşlarıyla mutlu ve uyumlu. Ama maalesef kendi insanlarıyla pek o kadar da uyumlu değiller. İstanbul’da yaşadığımız için buradaki insanları ve kültürü, az çok biliyorlar.  Bu da David’in kültürü ve insanlarına olan ilgisini daha da çok arttırıyor.

Bu yüzden Sri Lankalı yada Hint arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz zaman çok fazla heyecanlanıyor ve bir çok sorular soruyor.

Sadece o değil, ben de çoğu zaman kültür hatalarına düşüyorum.

Bazen doğal olarak kültürümüzü yansıtıyoruz.

Bir hafta önce çok yakın olduğumuz arkardaşlarımız (benim en iyi arkadaşlarımdan birisi) sadece küçük Joelle’yı bereketlemek için 2 günlüğüne geldiler. Cumartesi günü bizdelerdi ve sadece bir gün benim için yeterli değidi!

Benim David’im harika bir tavuk körü ve pilav yaptı (onlar da Hintliler) ve ben de benim bazı atıştırmalıklardan yaptım. Hintliler gibi yedik. 😉

Benim JJ’im, pek yemek yemeyen oğluşum ondan sonra o kadar çok yedi ki, ben durdurmak zorunda kaldım. Önceki problem neymiş biliyor musunuz? Kaşık ve çatal!!!

Bu çocuğun doğasında var Sri Lankalılık!

Buna benzer bir çok örnek var. 3. kültür (3rd culture kıds) çocuklarınız ve yabancı bir eşiniz varsa, kültür, bizim düşündüğümüz kadar kötü değil. Sadece nelerin ailemize uygun, nelerin uygun olmadığını bulmamız lazım.

Eşinizin kültürünü öğrenirken, eşiniz hakkında ne kadar fazla şey öğreneceğinizi tahmin bile edemezsiniz. Harika bir yolculuk bu! Nasıl yetiştiklerini, nelerden hoşlandıklarını, bazı konularda neden farklı düşündüklerini vb…Emin olun ki, bunları da keşfedeceksiniz.

Eğer yelkenliyi nasıl kullanacağınızı biliyorsanız, bu harika bir yolculuk.  İsa gibi büyük bir barınağınız yoksa, bu yolculuk o kadar da kolay değil.

Eşinizin yelkenliyi kullanmasını öğrenmesine izin verin ve siz de onunla beraber öğrenin!