Kertenkeleleri Yok Edin

20191118_1710165500951308864261787.jpg

Çok güzel bir hayatınız vardır. Çok mutlusunuzdur. Çocuklarınız, eşiniz etrafınızdadır. Bundan daha güzel şey olabilir mi? Herkes mutluluk abidesidir. Ve bir gün BUMMM!
Aslında bunların hepsi belki de birer yalandır. Kendinizi bir şekilde kandırdığınız küçük küçük oyunlardır. Kendiniz yazarsınız, kendiniz oynarsınız ve maalesef bu olanların gerçekliğine kendiniz bile inanırsınız. Bu olanlar bir var olup, birden yok olmuşlardır. Ama siz hala varmış gibi davranıp, etrafınıza da öyle göstermeye çalışmışsınızdır. Var olan bir şeyler de olmuştur ama. Çocuklarınız! Onlara olan sevginiz, size olan sevgileri… Bunlar gerçektir mesela. Ama diğer yandan da tek başına bir evliliğe devam etmeye yetmemiştir tek başlarına.
Aslında bunlar dev gibidir. Ejderhalarla bile dövüşebilirsiniz bu sevginin yüzü suyu hürmetine. Ama bazen küçücük bir kertenkele gelir sizi yutmaya çalışır. Yavaş yavaş… Önce kulaklarınızı yutar, etrafınıza kulak tıkarsınız. Size bir şeyleri göstermek isteyenleri duymayıverirsiniz.
Sonra gözlerinizi teker teker yutar bu küçük kertenkele. Göremezsiniz. Hataları, olacakları, sevdiklerinizi, sizi sevenleri, en önemlisi de önünüzü! İşte kötüdür bu durum. İçiniz acır. Canınız gerçekten yanar da, bir şeyler yapmaya mecaliniz kalmamıştır. Kulaklarınız da gitmiştir, sesleri duyamazsınız. Kendi yardım çığlıklarınızı bile duyamazsınız. Olmaz. Çığlık çığlığa da olsanız, bağırmaktan ciğerlerinizde nefes bile kalmasa duymazsınız. Duyuramazsınız sesinizi de…
İşte kertenkele yavaşça kalbinizi ele geçirir. Sevgi gitmiştir. Ses gitmiştir. Görüntü gitmiştir.
Silüetiniz silikleşmeye başlamıştır. Ya mutlu olduğunuz yalanıyla böyle ilerleyecek, içten içe yok olacaksınız sahte gülüşler saçacaksınız etrafa, ya da o yıkık halinizle ayağa kalkacaksınız. Kaç defa düşseniz de toparlanacaksınız. Yavaş yavaş!
Ama kalkacaksınız. Her düştüğünüzde biraz daha toparlanıp ayağa biraz daha sağlam basacaksınız. Çünkü kertenkeleyi öldürmüşsünüzdür. Size zarar veremeyecektir artık.
Mutluluk oyunu yoktur artık.
Gerçekten mutlu olmayı öğreneceksinizdir. Siz ve o ejderhalara direnmenizi sağlayan çocuklarınız ve sevgileriniz. Aslında sevginin her gücüyle kendinizi biraz daha tanıyacaksınız. Biraz daha dudaklarınız istemsizce kıvrılacak. Belki yıllar sonra içinizden gelerek kahkahalar atacaksınız. Sesiniz gür çıkacak. Kendi sesinizi duyacak ve şaşıracaksınız. O an anlayacaksınız ki, kaybettiğiniz kulaklarınız çıkmaya başlamıştır. Yakında gözleriniz de çıkacak ve etrafınızı göreceksinizdir.
En sonunda da kalbiniz büyüyecektir. Küçük bir tohum gibi. Yeşerecek, yepyeni bir siz olacaksınızdır. Etrafınızdaki sevgileri göreceksiniz. Sevgi neydi anlayacaksınız!

Siz yeter ki, kendinizin farkına varın. Kertenkele kalbinize inmeden yok edin onu!
Acıyacak ama değecek!

Annelik Kadınlığından Vazgeçmek Değildir

  
12 gün önce doğum yaptım. Her lohusa kadın gibi, ben de çok yorgunum. Bu yorgunluğa Meera’nın, 4 numara olmasını da ekleyin. Çift kaşarlı tost misali, yeme de yanında yat. 

E ben de, saldım kendimi çayıra, Mevlam kayıra. Pijama resmi üniformam, aynalar düşmanım haline geldi ama ben bu halimden gayet de memnundum. Ta ki benim 4 yaşındaki JJ’im gözlerimi açana kadar.

Babannesi kılığına girmiş kurdu tanımaya çalışan kırmızı başlıklı kız misali, soru üzerine soru yağmuruna tuttu beni. 

“Anne, göbeğin niye büyük senin? Anne, popon niye bu kadar büyük senin? Anne, neden pijamayla dolaşıyorsun? Anne, niye makyaj yapmıyorsun?”… 

Aha Tuba dedim. 4 yaşındaki bebe böyle düşünüyorsa, David ne düşünüyor acaba? 

Kalktım. Bir duş aldım (Sıcak banyo sefasını, kim kaybetmiş ki ben bulayım.)  Resmi üniformamı attım üstümden, yaptım makyajımı. Bir kendime geldim. 

Evet kaybettiğim özgüvenim tavan yaptı yine. Küçücük şeylerle kendinizi mutlu edin. Evet annelik gerçekten de kolay değil. Pek zamanımız da, enerjimiz de yok. Ama Pala Remzi edasıyla da ortalarda dolaşmanın bir anlamı yok. 

Eğer biz mutlu olmazsak, çocuklarımız da, eşimiz de mutlu olamaz. 

Biraz Tartışmalı bir konu ama önce sen geliyorsun. 

Kalk, silkelen ve tekrar kendin ol. Anne olmak demek, kıyafetlerinden, kendinden vazgeçmen demek değildir. 

Anneler de kadın… Sen gerçekten çok özelsin. Ister biyolojik anne ol, istersen de sonradan anne ol. 

Annelerin de, çok güzel, bakımlı olabileceğini kendine tembihle. 

Unutma, sen mutluysan mutludur herkes…