Yarın Kar Yağmazsa?

  
Farkettiğiniz gibi ne zamandan beri sessizdik. Aslında bu zamanda ve hala bayağı yoğunuz. Yeni bir şehire taşınmak o kadar kolay olmuyor. Artık yerleşik hayata da geçmeye karar verdik. Artık medeniyetler şehri olan Mardin’deyiz. Hala yerleşmeye çalışıyoruz. Üç çocuk ve 27 haftalık hamilelikle hiç de kolay olmuyor. Aklınız varsa hamileyken taşınmayın derim. 

Dün sabah bembeyaz bir manzaraya uyandık! Bayağı bir sürprizdi bizim için. Çocuklar dışarıya çıkıp, karda oyun oynamak istediler. Çok kar yoktu kardan adam yapacak kadar, ama karda uzanabilir yada kar topu oynayabilirdik. Şapkalar, eldivenler, atkıların yeri hala sır olduğu için ve yapacak milyon tane iş olduğu için, haddim olmadan çocuklardan fedakarlık yapmalarını istedim, yarın zaten daha fazla kar yağar o zaman dışarıda oynarız diyerek! Dün akşam kar fırtınası vardı. Umutluyduk yani!

Onun yerine bir saat ara verip Noel ağacını kurduk beraber, büyük bir lütufmuş gibi davranarak! Sanki bir saatlik bizimle oyun oynama hakları yokmuş gibi!

  
Sabah bir kalktık ki ortalık günlük güneşlik! Dolayısıyla çocuklarda hayal kırıklığı oldu. Güzel bir kahvaltı hazırladım, kendimi affettirmek için! Ama pek işe yaramadı! Çünkü artık kar yoktu! Verdiğim sözü tutamadım, çocukların en doğal hakkını kendi işlerimiz Yüzünden erteledim. Oyun oynama Hakkı! 

Bir ders daha öğrenmiş oldum: işlerinizi bırakın! Işler için çok zaman var ama çocukların geçen bir günü bir daha gelmiyor. Hergün aynı gibi gözükse de öyle değil!!!

Bugün kar yağabilir! Şansınızı değerlendirin! 

Ya yarın kar yağmazsa?!?

Playcorn Çılgınlığı

image

İstanbul’da olduğumuz zamanlarda gelmiş ama kargo da beklemiş bu paketin bizim için bir velinimet olduğunu anlamış bulunuyorum. Paketi açar açmaz çocuklar sevinç namelerini keşke kaydetseymişim.
Bu kadar oyalanacaklarını bilseydim önceden edinirdim playcornu Zamazumadan.
Hazır montessori tarzı evde eğitime yönelmişken, çocuklar ve benim için harika oldu.

image

Hem el becerilerini hem de düşünce yeteneklerini geliştiren bir uygulama.

image

Odelia kitapçığa bakarak bu kuğuyu yaptı. Bakımı kolay bir evcil hayvan oldu bu kuğu bizim için.

image

Yuhanna’da kitapçıklara sığmayan bu şaheseri yaptı. Uçak olurlar kendileri.

image

Bu uçağın yarısı Abbey kız tarafından imha edildi.
Lakin yapımı hem kolay, hem de çocukları oyaladığı için hiç de üzülmedik bu imha meselesine. Çocuklar  oyalanırken ben de listemdeki diğer işleri bitiriyorum.

Bırakın Dağılsın!?!

CSC_0652

Biliyorum çok tuhaf geliyor değil mi? Bırakın Dağılsın!

Özellikle bizim kültürümüze çok abez kaçan bir şeydir bu, dağınıklık!

Özellikle “millet ne der?”ler başlayınca hayat belli bir kısır döngüye dönüyor.

Çocuk varsa bir evde, evin derli toplu durması İMKANSIZ! Arkadaşım ben çok denedim! OLMUYOR! Ya da ben olduramıyorum 3 küçük bebeyle… Hal böyle olunca, salıyorum bebeleri sahalara! Ondan sonrası hak getire!

Şaka bir yana, benim gördüğüm ve tecrübelediğim kadarıyla çocuklar çok eğleniyorlar. İkea’dan yada diğer çocuk mağazalarından alınan çadır, evde yapılan çadırın yerini tutmuyor.

Biliyorum, hepimiz çocuklarımız için en iyi olanı istiyoruz. Bu konuda hemfikiriz.

Ama bazen, çocuklarla biz hemfikir olamıyoruz en iyi konusunda.

Aldığımız oyuncak ne kadar pahalı olursa olsun, bıraz oynadıktan sonra malesef suratına bile bakmıyorlar oyuncağın. Biz de gördük ki en iyisi çocuklara kendi dünyasını oluşturmak için şans vermek. O kadar güzel renkli çadırlar gördük ki, ben almayı çok istedim ama ihtiyacımız olmayan şeyleri almak çok mantıklı gelmiyor bizim için. Ve çocuklara gerekli olan malzemeleri verdik. Örtü, çadır iskeletini kuran bir baba, biraz birlikte zaman, biraz hayal gücü ve özgürlük.

O kadar mutlu oldular ki! İki saatten fazla bu çadırla oyalandılar. Daha sonra çadırın yıkıntılarını ortadan kaldırdık.

Bir çok oyuncakta böyle. Boş bir makara, biraz ip bir arabanın işini çok rahat görebilir çocukların dünyasında.

Dağınıklık mı?!? Boşverin! En azından imkanınız varsa evinizin bir odasını oyun için ayırın! Bizim evde böyle bir oda var. Oyunlar orada oynanır, dağınıkık diğer odalar sıçramadan müdahale edilir. İmkanınız yoksa da bulunduğunuz odadaki dağınıklığı toplamadan diğer eşyaları kullanamayacaklarını anlatın.

Biz yazı gördüm o kadar güzeldi ki, bu durumu çok iyi anlatıyor.

“Evin dağınıklığı için kusura bakmayın, Çocuklarım anı oluşturuyor” diye.

Misafirlerinize bunun dağınıklık değil de çocuklarınız için öğrenme fırsatı oluşturduğunu anlatın!

Yeni Kelimeler

DSC_0599

Çoğunuzun bildiği gibi biz ev eğitimi yapıyoruz. Bu kararı eşimle birlikte aldık…

Bize göre birçok artısı var. Bizim çocuklarımız için en uygunu bu. Her aileye ve her çocuğa göre bu değişir.

Biz aynı anda öğretmek için, çok pahalı araç ve gereçlere ihtiyaç duymuyoruz. Hem beraber eğleniyoruz, hem zamen böylece akıp geçiyor, hem çocuklar daha fazla heyecanlanıyorlar bu yöntemlerle.

Odelia, bu aralar okumaya merak sardı ve bu seneki programında okumayla ilgili çalışmalar da var.

Biz de ne yapsak, ne etsek daha da eğlenceli bir hale çevirsek diye bol bol düşündük.

Odelia zaten kitaplara aşık bir çocuk ve etkinlik yapmaya bayılıyor. Bizim artımız bu.

Ben de not kağıtlarına harfler yazıp, bunu çizgiyle ayırdım. Bu kağıdı Odelia’ya verdim ve çizgileri takip ederek kesmesini istedim.

DSC_0598

Ondan sonra da kağıtlarla, kısa kelimeler yazmasını istedim. HAT (Şapka) bunlardan birisi. Biz ilk önce İngilizce okumasını öğretiyoruz. Çünkü evimizde konuştuğumuz dil bu. Ama 6 yaşında Türkçe’ye ve babasının dili olan Tamilceye de başlayacak.

DSC_0592

Türkçe olarak kelimeleri ayarlayabilirsiniz. Mesela AT, TOP,SAÇ, BAŞ, EV vb… Örnekleri çoğaltabilirsiniz.

DSC_0597

Bu kağıtların yanına başka bir oyunda oynayabilirsiniz.

Biz dondurma çubuklarını atmadık. Yıkayıp ya bir el işinde kullandık, ya da sakladık. Şimdi kullanma zamanı geldi.

DSC_0596

Çubukların her birine harf yazdım. AT kelimemizse, A’yı koyup, AT yazmak için yanına hangi harfin gelmesi gerektiğini soruyorum.

Odelia ve hatta JJ’de bu oyunu çok seviyor, diğer harfi ya da harfleri bulmaya çalışıyorlar.

DSC_0600

Böylece ezbere değilde, gerçekten öğrenerek ve uygulayarak öğrenmiş oluyorlar.

DSC_0601

Çocuklar bu oyunlara bayılıyor. Biz haftada iki gün mutlaka oynuyoruz.

Dediğim gibi örnekler çoğaltılabilir.

Buradaki amaç hem çocukların eğlenerek öğrenmesi, hem de çocuklarla zaman geçirmek.

Oynanacak Bir Bahçe Aranıyor!!!

DSC_1559

Hava bir gün soğuk iki gün sıcak, şeklinde bizimle dalgasını geçerken, çocukların hepsinin sapasağlam bir şekilde dışarıya çıkmamız biraz imkansız. En az birisinin burnu akıyor.

Benim çocukluğumda da pek bir yeşillik yoktu etrafımızda. Istanbul’da o zamanlar da bağlar bahçeler yoktu, en azından benim büyüdüğüm kısmında.
Dünyanın en güzel şehridir İstanbul, o muhteşem yapılarıyla amma ve lakin en kalabalık ve en boğucu şehridir de aynı zamanda.

Ama çocukluğumda hiçbir korkum olmadan sabahtan akşama kadar sokakta oynardım. Aynı zamanda annem çalıştığı için benden küçük 3 kardeşime de ben bakardım.

Her neyse!

DSC_1562

Çocuklarımın bahçede koşarak, oynayarak büyüdükleriyle ilgili hep bir hayalim vardır. Bu biraz imkansız gibi gözükse de ümidimi kaybetmiyorum 😉

Çoğu zaman maalesef evdeyiz. Sanki her zaman birşeyler eksikmiş gibi hissediyorum. Çünkü çocuklarım istedikleri kadar özgürce havanın, koşmanın tadını çıkaramıyorlar.

DSC_1573

Bu yüzden hergün mutlaka onları dışarı çıkarıp bulabildiğim en yeşil yerde oynamalarına ve özgürce koşmalarına izin vereceğim. Bunu ne kadar başarabilirim tam bilmiyorum çünkü, her köşe başında yeni bir inşaat var.

DSC_1568

Bugünlerde ben ve Odelia, çiçek ve renklerle çok ilgileniyoruz. Kim bilir belki hasret kaldığımız içindir. Belki kendimizi bu şekilde tatmin etmeye çalıştığımız içindir.

Siz bahçesi olanlar o kadar çok şanslısınız ki! Bahçenizde oturup çayınızı yudumlarken, çocuklarınızın eğlenceli oyunlarını, oradan oraya koşturmalarını ve pek de eğlenceli olmayan kavgalarını izleyebilirsiniz.

Şükredin, belki farkında değilsiniz  ama bahçeniz ve o rengarenk çiçekleriniz olduğu için çok şanslısınız!