4 çocukla 30 saatten fazla yollarda

Uzun bir yolculuk yaptik. Ciddi bir şekilde uzun. 30 saatten fazla bir yolculuktu. Daha kısa olabilirdi bu yolculuk ama ödediğimiz paranın 3 katını falan ödemek zorunda kalırdık. Bu da 6 kişilik ailemizi bayağı bir zorlardı. Bizim için önemli olan şeylerden birisi harcayabildiğimiz kadar az harcamak. Böylece daha fazla yollarda olup, daha fazla yer görebiliriz. Bu bizim tercihimiz. Sponsorumuz olmadığı için ve ne kadar yerleşik hayata geçmeye çalışsak da yolların bizi çağırdığını hissettiğimiz için en uygun seçenekleri bulmaya çalışıyoruz. 
Mardin’den uçak biletleri bayağı bir pahalı olduğu için, Diyarbakırdan bilet aldık. Öyle 100 liralık bir fark değildi. En az 600 liralık bir farktı. Diyarbakır havaalanındaki güvenlik çocuklara karşı pek kibar olmasa da sağsalim Sabiha Gökçen’e vardık.

4 saat bekledikten sonra Dubai’ye giden uçağa bindik. 4 saat zor geçmedi çünkü bizim gibi yollara alışık bir.arkadaş bile bulduk.

Çok ucuz bir havayollarıyla uçtuğumuz için ikram falan ücretliydi. Su bile. 2 den 8’e kadar uçtuğumuz için zaten hepimiz uyuduk uçakta. 12 saatlik  bir bekleme sürecimiz ve havaalanları ateş pahası olduğu için annem dızmana yapmıştı yolluk bizim için. Ah canım annem, o kadar işe yaradı ki, dızmanaların hepsi bitti. 

Zaten yorgun gezginler saat 10’a kadar uyudu havaalanında. O kadar alışıklar ki, koltuklarda bile gayet rahat uyudular.

Dubai havaalanı zannettiğimiz kadar pahalı değilmiş aslında. Tabiki büyük yemek zincirleri vardı. Mcdonalds ve Kfc gibi gerçek yemek olmayan yemek zincirleri.

Biz köri dünyasına gittiğimiz için çocuklarında isteği üzerine bombay express diye bir yere gittik. Expressi tamamen sallıyor olabilirim çünkü hatırlamıyorum. Ama iki kişilik bir yemekle 6 kişi doyduk.

Iki tabak biryani, bir tabak meksika fasülyesi, bir de tavuk köri.  Bayağı sevdik biz bu yemekleri. Bir dd makinelerden 3 er bardak kahve içtik mi, 12 saat vız geldi, tırıs geçti bizim için. Havaalani çalışanları için bilmiyorum durumu. Bizim bebeler her yerdeydi çünkü.

Üçüncü uçağımıza da sağ salim bindikten sonra sabaha karşı 4’te Sri lanka’daydık. Serin bir hava beklerken, nemli yapış yapış hava ve David’in kuzenlerinden biri bizi karşıladı. 1 saatlik araba yolculuğundan sonra eve vardık. Iki gün kaldık. Çok eğlenceliydi bizim için bir çok diğer kuzenler ve aileleriyle taniştık. Sahile yakin olduğu için daha da eğlenceliydi.

Tabiki legosuz olmaz dedi JJ oğlan ve sürekli bir poşet legoyu beraberinde. 

Şimdi kuzeyindeyiz ülkenin. O da başka bir macera. Fazla internet bulamadığım için çabuk çabuk instagram gönderileri paylaşıyorum.

İsterseniz oradan da takip edebilirsiniz.

@globetrottersontheroad

@tubaddavid

Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz…

Sri Lanka’ya son 6 gün kaldı. Uygun uçak bileti bulduk 6 mız için. Uzun bir aktarması olacak. 12 saat falan. Ama toplamda 24 saat falan sürecek İstanbul’dan yolculuğumuz. 

Kağıt, kalem, boya, kitap yeterli olacak 3 büyük çocuğu oyalamaya. Meera’yı oyalayacak en önemli şey meme. O da mevcut zaten. 

Bu sefer bol bol denize girmeyi, dili öğrenmeyi, bol bol gezmeyi, yazmayı ve fotoğraf çekme gibi beni gerçek kimliğimle özdeştirecek şeyleri yapmayı istiyor ve planlıyorum. Tabiki bunları 6 kişilik yapmayı da unutmuyorum.

Bu sene belki iki motor kiralamayı düşünüyoruz. Hem bisikletten sonra en ucuz ulaşım aracı, hem de hep çok isteyip de her zaman ertelediğim şey motor. 

Bu sefer ki çocuklarla eğlenmek ilk hedefim olacak. Hiç kimseye yaranmak için uğraşmayacağım. (Geleneksel bir ailesi var David’in). 

Bol bol yemek resmiydi, okyanus resmiydi falan yükleyeceğim. Bu sefer yerli şeyler daha fazla olacak.  

Harikalar Diyarı Kandy

Son bir günü Kandy’e giderek değerlendirelim dedik. Ben ve Odelia yolda çok hastalandık! O yüzden pek tadını çıkaramadık. Ama doğasını görünce çok hoşumuza gitti! Bir daha ki sefere Çadır alıp kamp yapma niyetindeyiz! Bakalım ne zamana nasip olur bu isteğimiz! Ama sırf Kandy’i görmeniz için Sri Lanka’ya gitmenizi öneririm! Gittiğinizde de botanik parkını ziyaret etmeden geri dönmeyin! Fotoğraflar aşağıda! 

   
    
    
    
    
    
    
   

 Sri Lanka’da Son günlerimiz

  

 

Bir Colombo, bir Jaffna hakkında yazayım dedim ki haksızlık olmasın bu güzel şehre. Eşim buralı olduğu için çoğu zamanımız burada geçti. Burası gerçekten güzel bir şehir olmasına rağmen değerini bilen pek yok! Mesela kumsalları o kadar güzel ki, orada aylarca kalabilirim. Ama bomboş olması beni bir o kadar şaşırttı, bir o kadar da üzdü. 

  
İnsanların hayatları sadece iş, okul ve Tapınak arasında geçiyor. 

 
Biz üç kalmayı planlarken kayınvalidem ve sürekli hastalık unsurları iki ayın gayet de yeterli olacağını hatırlatması gereğiyle 9 gün sonra dönüyoruz!  

Bebelerin her tarafının yara bere olması da işin cabası. Alerji diye düşünüyoruz. 

Buradayken fazla internet kullanamıyoruz. Adsl var internet var amma ve lakin adslin kapalı Olması gerektiğini savunan MBA okumuş bir de görümce var! 

 
Bu tatilde (hmm ne kadar tatil olduğu konusunda şüphelerim var) öğrendiğim bir çok ders var.

  1. Kayınvalideymiş, akrabaymış bunlarla yaşama gibi bir şey söz konusu bile OLAMAZ!
  2. Kimse için hiçbir şeyimi değiştirmeme gerek yok. Şayet kimseyi mutlu edemiyorsun!

  3. Kendim mutlu değilsem, çocuklarımı da çevremdekileri de mutlu edemiyorum.

  4. Saçlarımı Colombo’ya gider gitmez ilk işim kestirmek. Zaten istiyordum. Bitlenince mecbur kalıyorum.

  5. Yanında her zaman bit ilacı taşı.

  6. Bir bavul oyuncak getirmeye gerek yok.

  7. Yanında kendin için bir iki kitap taşımayı asla unutma.

  8. Her kötü işin bir getirisi var. Mesela roman yazmaya başladım. Bir ay içinde bitmesini umuyorum. Bir de basacak yayınevi buldu mu keyfime diyecek yok.

Bizi takip etmeye devam edin! Şayet memlekette bol bol yazacağım, resimler koyacağım. 

Sri Lanka’nın artıları ve Eksiler

DSC_0949

Biz 3 hafta önce vardık. Zamandı, alışma dönemiydi, hastalıklardı derken anca zaman buldum.

Günümüzün çoğunu, bahçede geçiriyoruz. Allah’tan hava sıcakta çocuklar ne zaman kirlenseler yıkayabiliyoruz. Malesef sıcak su yok. O yüzden soğuk suyla duş alıyoruz. Türkiye’nin en çok özlediğim yanlarından birisi de bu: Sıcak duşlar!!!

Bazı kozmetik malzemeleri bulmakta bayağı zorlanıyoruz. Mesela çocuklar için Johnson’s Baby şampuanı ve kremlerini kullanıyoruz. Fakat burada bulamadık henüz. Ya da benim keçe saçlarım için saç kremi… Islak mendillerin fiyatlarından bahsetmiyorum bile.

Bunların yanında güzel şeyler de var tabi… Mesela mangolar!!! 4. bebeğimizi beklediğimiz bu dönemde benim için en önemli olan meyve mango hem ucuz hem de bulması kolay…

Burası tam bir meyve cenneti diyebilirim. Her çeşit, her türlü meyve var. Malesef çoğununda alerjik yönleri var. O yüzden çocukları sürekli takip etmem lazım ki hastaneye koşmayalım.

DSC_0951

Dediğim gibi çocuklar burada sürekli bahçedeler ve sürekli oyun oynuyorlar. Temiz oksijen var, çünkü her yer yeşillik…Her yerde ağaçlar var.

Biz henüz dinlenme aşamasındayız. Bu dönem biter bitmez daha fazla burayı tanıtma yazıları yazacağım ama dediğim gibi şu aralar çok yorgunuz. Hem bedenen hem de ruhen.

DSC_0956

Tanıştırayım, bu bizim emektar taşıdımız. Çoğu zaman ulaşımımızı bununla sağlıyoruz. Burada malesef toplu taşıma araçları pek yok. Olanlara da kapısından içeri bile giremiyoruz kalabalıktan.

Şimdilik buralar böyle… Daha sonra detaylı olarak yazacağım…