Utanıyorum!!!

  
Utanıyorum! Gerçekten utanıyorum. Bambaşka bir yazı hazırlamışken, o yazıyı yayınlamaya utanıyorum. Her gün Ege’nin soğuk sularında, Istanbul’un göbeğinde, Ankara’da, Sur’da, Cizre’de, Çınar’da ölen çocukları düşününce utanıyordum ve hala utanıyorum. Bu utancımı çocuk gelinler izliyor Dünya’nın her yerindeki. Ama öyle bir acı daha var ki, o utancımı korkumu bine değil, milyona katlıyor. 

Çocuk tecavüzleri!!! 

Öğretmenleri tarafından, komşuları tarafından, akrabaları tarafından tecavüze uğrayan çocuklar hepimizin utancını milyonlara katlıyor.

Her çocuğumda biraz daha paranoyaklaşıyorum ben. Her çocuğumda daha da korkuyorum. Herkese daha da kuşkuyla bakıyorum. Nefretim daha da artıyor.

  
Çocuklarıma bakınca, diğer çocuklara bakınca daha da üzülüyorum. Ben artık haber seyretmiyorum. Haberler sütümü etkileyen faktörlerin en başında geliyor.

Bu geçtiğimiz altı ay boyunca o kadar çok aynı haberi okuduk ki, utancımız korkumuz daha da arttı. Haberler aynı ama kişiler farklı. Etkilenen minicik yürekler, Minicik bedenler farklı. Bunlar duyduğumuz haberler. Ya duymadıklarımız? Ya ailelerin çocukları yerine başkalarına inandıkları olaylar? Ya çocukların korkudan kimseye bir şey anlatamadıkları olaylar?

Midem bulanıyor. Boğazım düğümleniyor. Hakim olamadığım gözlerim delice akan nehirlere dönüyor. Karşımızda küçücük bedenler ve diğer tarafta iğrenç zihinler, sapıklığın alası var. Bu ikisi hiç bir zaman aynı sahnede olmamalı, isimleri birlikte bile anılmamalı. Aynı şehiri bırakın, aynı Dünya’da bile olmamalı.

Çocuklarıma hergün “kendini sapıklardan nasıl korumalı, nasıl anlamalı” derslerini korkutmadan öğretme çabalarım beni çok yorsa da yapmak zorundayım. 

Lütfen Çivisi çıkmış bu Dünya’da, daha da çivisi hiç kalmamış, bu olayları normalmiş gibi karşılayan ülkemizde, yemek yemeyi, hayatta kalmak için zaruri Konuları öğretirken göstermiş olduğumuz özenle öğretelim çocuklara. 

Benim anlattığım basit Şekli şöyle: kızlar için üç, erkekler için iki tane özel bölgemiz var. Hiç kimse bu bölgelere dokunamaz ve görmek isteyemez. Bazen doktor kontrol edebilir sağlığımız için. O da anne ve Baba’nın yanında. 

Tecavüz ve taciz normal değil. Çocuklara karşı olanı hiç ama hiç değildir. Normalleşmesini kabullenmeyelim!!!

Farklılar mı???

IMG_1884

Normalde kısa bir süre sonra yazmayı düşünmüyordum. Yarın akşamdı benim planım. Ama yakın zamanda kaç kızın kaçırıldığını, tecavüze uğradığını, kadınların sadece doğum makinesi olduğunu görünce, hikayeleri duyunca dayanamadım. Yazmak şu sıralar en rahatladığım eylem. Eğer ben buraya yazmasaydım, birisine her an patlayabilirdim. Öyle küçük bir patlama da olmazdı. Atom bombası halt etmiş yanında.

Biliyorum genelde annelikle ilgili yazıyorum. Bu biraz sıradışı olacak ama ebeveynlerin üzerinde durması gereken en ama EN ÖNEMLİ konu!!! Cinsiyet ayrımı! Kadın tecavüzleri, bebek istismarları, çocuk tecavüzleri ve tacizleri.

Bugün en az 3 ya da 4 kadın istismarı,tecavüz haberleri okudum. Mardin’deki küçük kızın hikayesini okudum. Gözyaşlarıyla, bu hikayedekilerin pişkinliğinden, insanlıklarından midem bulana bulana okudum. Sonra döndüm Abbey’e baktım. Odelia ile JJ’in resimlerine baktım (Abbey su çiçeği olunca baba aldı büyükleri gitti 2 günlüğüne tatile)! Gözlerimden irice iki yaş düştü. Tekrar baktım resimlere. Abbey’e bir sarıldım önce. Bu kadın katliamlarına kurban gitmiş kadın arkadaşları düşündüm önce. Tecavüze uğrayan küçük çocukları! Onların annelerini. Kim bilir anneleri nasıl da gözünden sakınıyordu kızlarını? En son ne zaman kızlarının ne kadar önemli olduğunu söylemişlerdi? Belki de tüm bu mahalle baskıları da kızlarını korumak içindi. Belki de katilleriyle evlenen kızlarının yuva kurup, artık kim ne derleri koca tarafına havale etmeyi düşünüyorlardı. Elalem şu eteği giydi, şu çocukla konuştu dediği zaman babalarının sopaları peki? Baba ne düşünüyordu? Daha 16’sına girmiş kızı sırf bir çocukla konuşurken görüldü diye düğün dernek kuran babanın aklından geçenler neydi acaba? Belki sevgisini göstermenin toplumda ayıp olduğunu düşünüyordu, belki cahildi (sakın yanlış anlamayın! Ben bir çok üniversiteyi bitirmiş cahil de gördüm. Diplomayla alakası yok yani), belki belki belki….

Belkiler o kadar çok ki!!! Ne yapsak ne etse bu belkilerden kurtulamıyoruz. Malesef biz anneler çoğu zaman bize yapılanın aynısını kendi çocuklarımıza yapıyoruz. Kendileri de hiç görmediği adamla evlendirilirken, aynı şeyi kızlarına yapan annelerin sayısı, bundan ders çıkarmış annelerden binlerce kat daha fazla malesef!

Biz anneler babalar, çocuklarımıza neler öğretiyoruz kendileriyle ilgili?

Çocuğa büyüklere saygıyı öğretirken, biz çocuklarımızın önce kendilerine saygı duyması gerektiğini öğretiyor muyuz? Çocuklarımızın kıyafetlerini seçerken onların fikrini soruyor muyuz? Ya da kendilerini sevmelerini öğretiyor muyuz? Ne alaka diyenleri duyuyor gibiyim. Ne mi alakalı? Anlatayım arkadaşım. Eğer bir çocuğun kendine saygısı olmazsa, özgüven denilen şeyin peşinden beraber daha çok maraton koşarız. Kıyafet ne alaka? Kıyafetteki maksat, bunun çocuğun kendi bedeni olması. Kendisi neyin içinde rahatsa, neyin içinde kendisini güzel hissediyorsa onun içinde olmalı. Bu kendi bedeni. Çocuk istediği zaman, kendisi tercih etmeli küpeyi. Kulak onun kulağı. Beden onun bedeni. Bencil olmamayı, kendine aşık olmamayı öğretiriz ya, bunu yaparken de bayağı bir abartırız. Bu da yanlış işte. Çocuk kendini sevmeli. Her kusuruna rağmen.Çili mi var, çillerin onun yüzünde ne kadar güzel durduğunu anlatın. Bunun gibi özellikleri onun en sevdiğiniz yanlarından bir tanesini anlatın!!!

Bunu anlatırken de cinsiyet ayrımı yapmayın ama! “A benim aslan oğlum kaç tane kız var sınıfında? Yakışıklı kerate kızlar yandı. Sevgilin var mı oğlum? Aç bakayım uzulunu, göster komşu teyzeye…” gibi toplumumuzda pek yadırganmayan ama tam anlamıyla söyleyenlerin ağzına vurulası cümlelerden, deyimlerden uzak durun! Kusura bakma oğlunuz padişah değil! Tüm kızlar sırayada girmiyor. Hele ki o küçük yaşta…

Peki bu sözleri oğlunuz için sarfederken kızınızla sohbetleriniz ne alemde? Aynı cümleleri kurabilir misiniz? Cevabınızı kendinize söylemeniz yeterli.

Bu bizim yetiştirmemizle ilgili. Ağaç yaşken eğilir diyorlar ya ona benzer bu durum. Kız ve erkek çocukları fiziksel olarak farklılar, belki duygusal olarak faklılar ama önem olarak, değer olarak AYNILAR! Benim kızım ev işlerinde yardım ediyorsa, oğlum da etmek zorunda. Eğer kızım kardeşine şiddet uygulamıyorsa, bu oğlum için de geçerli. Oğlum eğer arkadaşlarıyla bir yere gitmek istiyorsa, kızım da arkadaşlarıyla gitmeli… Oğlumun kız arkadaşı olduğunda durumu nasıl karşılıyorsam, kızımın erkek arkadaşı olduğunda da aynı karşılamalıyım! Böyle yapmalıyız.

Malesef ülkemizde, o kadın katliamında başrolü oynayan insan olmayı becemememiş tek hücreli terliksi hayvan olan mahlukların sayısı gün geçtikçe artıp, daha cesaret buluyorlarsa bu mahluklar ülkede çocuk yetişmede ters giden birşey var demektir!

Kadına değerini, haklarını, vücudunun kendisine ait olduğunu öğretmedikçe biz ebeveynlerde ters giden birşey var demektir.

Bu hayvanlar artış gösterince, cesaret alınca başkalarından, yasalardan biz de ters giden bir şey var demektir.

“Tecavüze uğrayan kadının orucu bozulmaz” dedikçe şarlatanlar, bunları iyi bir şeymiş gibi gösteren medya oldukça, biz de böyle sustukça insanlığımızı kaybediyoruz demektir.

Kadın 11 tane çocuk doğurup, üstüne bir de kumayı ev işlerinde yardımcı olur diye kabul ediyorsa, erkektir döver, erkeğin elinin kiri yapar diyorsa kimse bana medeniyetten ordan buradan konuşmasın! Bizim önce kendi insanımızı, kendi kadınımızı, erkeklerimizi, kendi çocuklarımızı ama en önemlisi de KENDİMİZİ eğitmemiz şart!!!

Yoksa daha çok hayvanlar ürer, her yere saldırmaya başlarlar. Belki bizim de sevdiklerimizi incitmeye kalkarlar kim bilir?

NOT: Bu mahluklara hayvan dediğim için bütün HAYVANLAR ALEMİNDEN özür dilerim. Çünkü bunlara koyacağım lakaplar +18 yaş uygulamasına takılır.

Dünya içinde Dünya!

Dünyada o kadar kötü şeyler oluyor ki, nereye dönseniz ölüm, nereye baksanız ucu bir çocuğa dokunuyor.

Bu sadece belli bir kısım için geçerli değil. Dünyanın her köşesinde birilerinin ocağına ateş düşüyor.

Yanı başımızdaki Suriye, yıllardır çocuklar ya ölüyor ya babasız ya annesiz kalıyor.

Irak mesela, sapık bir örgüt geliyor, bir çok çocuğu babasız bırakıyor sırf zevk için adam öldürüyor.

Diğer yanda Filistin-İsrail! Oralarda da çok çocuk ölüyor yada ailesinden birilerini kaybediyor. Sırf iki devlet anlaşamıyor diye.

Başka yerde sırf üstünden uçuyorsun diye adamlar uçağı hedef alıyor ve 300 kişiden fazla kişi birden yok oluyor.

Ya çocuk tecavüzlerine ne demeli! Ya cinsel yada fiziksel istismara!

Peki ya psikolojik olarak yapılan istimar çocuklara!

Maalesef komşularımdan birisi, evine gittiğimde 3,5 yaşındaki kızını yanına çağırdı ve eline cam bir kase verdi. Ondan sonra “Bunu düşürürsün seni döverim” diye sırıta sırıta geçti yanımdan. Düşünsenize çocuğun psikolojisini! Ya düşerse o kase! Ya o kase kıza ağır geldiyse!

Ne kadar anlatmaya çalışsamda o gün bu komşuma pek bir şey değiştiğini zannetmiyorum.

Bizim apartmanda geçen ay, sadece bir ayın içinde 2 küçük kıza SAPIĞIN teki cinsel tacizde bulundu. Burnumuzun dibinde.

Peki ben çocuklarımı bu kötü dünyadan, bu kötülüklerden nasıl koruyacağım?

Onları tamamen izole mi etmem lazım? Ya da dünyanın ne kadar kötü bir yer olduğunu mu anlatmam lazım?

Küçücük dünyalarında  belki en üzücü şey oyuncağının kırılması belki de! Ben bu kusursuz dünyanın içine nasıl olurda tek bir doğrunun bile olmadığı bir dünya aşılarım ki!

DSC_0521

Ben ve David, en azından bir noktaya kadar çocukları izole etmeye karar verdik. Onların dünyayı değiştirebileceklerini öğretiyoruz. Bir kişi, bir kişidir. İyilik ve sevgi, kötülük ve güvensizlik gibi geçicidir. Bakarsınız sadece bir kişinin yaptığı bir şey bütün dünyayı değiştirecek kadar büyüyebilir.

DSC_0529

Hep bu dünyada kalsalar, hatta bize de bu renkli dünyalarını öğretseler keşke!

Hep birlikte ağaçlarla yeşillikler olsun bu dünyada!

Biz ebeveynlere o kadar çok iş düşüyor ki! Çocuklar bizden gördüklerini, duyduklarını yapıyorlar. Sadece iyi dileklerle kalmasak, dünyayı biz yaşanır hale getirsek ne güzel olur ama değil mi?

İyilikler bizden bulaşsa başka kişilere!

DSC_0479

Bir kişi bir kişidir! Yarın işe giderken yada birisini gördüğünüzde sadece gülümseyin! Ondan sonra göreceksiniz ki bu mutluluk bulaşıcıdır.

Hastalık yerine sevginin bulaşması dileğiyle!