Emzirmek mi? O da neymiş öyle?!?

DSC_0573

Ben üç bebemi de pek problem olmadan emzirebilen şanslı kadınlar bir tanesiyim. Bir önceki çocuğumu diğerine hamile kaldığım zamanlarda bile emzirdim. Vücudumun bana izin verdiği yere kadar. Çünkü hem hamilelik nedeniyle hem de emzirirken, ister istemez yoruluyor insan.

Odelia  6 haftalıkken Sri Lanka’ya gittik ve eşimin ailesiyle kaldık 4 ay boyunca. Tabi ki dil problemi, kültür problemi derken bebek nasıl bakılıra geldi çattı problemler. Kayınvalidem bebek nasıl taşınır, nasıl konuşulur gibi şeylerde ona göre hatalı olduğum yanları söyleyip duruyordu. 6 çocuğu olan ve hepsine tek başına bakmış bir kadınla, 20 yaşında ilk çocuğunu okuduğu onlarca kitaba göre yetiştirmeye çalışan bir kadın arasındaki farklardan bahsediyoruz. Buna kültürü, nesil farkını da eklersek ortaya bir karışık söylemekten farkı yoktur bunun.

Yine bir gün, oturmuş bebeğimi emzirirken 40+ C sıcakta bir battaniyenin altında, kayınvalidem yanıma geldi yine. “Eyvah yine dersler başlıyor” diye içimden geçirmedim desem yalan olur. Bir şeyler konuşmaya başladı ve Odelia’nın üzerindeki battaniyeyi aldı. Ben yine anlamadığım için öyle kalakaldım. Görümcemi çağırdım ve tam olarak kayınvalidemin ne söylediğini sordum. Görümcem başladı anlatmaya “Hava çok sıcak, bu battaniye bebeği çok rahatsız ediyor. Sen bebeğini emzirirken ayıp birşeyler yapmıyorsun. Belki utanabilirsin biraz ama bebeğin sadece yemek yiyor. Sen yemek yerken ayıp diye bir battaniyenin altına girmiyorsan, bebeğine bunu yapmaya da hakkın yok!” dedi. Bu sefer tamamen haklıydı. Eğer Tanrı, bebekleri bu şekilde doyurmamız için bizim vücudumuzu dizayn ettiyse biz neden bunu çok utanılası birşeymiş gibi gösteriyoruz?

Ondan sonra o örtüyü pek kullanmadım. Etrafıma baktığım zaman bazı kadınlarında benim gibi davrandığını gördüm. Evet genelde kötü bakışlar var ama malesef bu zannettiğimiz gibi erkeklerden değil çoğunlukla! Kadınlar! Kadınlar, birbiri üzerinde bu baskıyı kuranlar daha çok! Kocam bakmasın, kocam görmesin diye… Ben ne zaman bu sohbete girsem mutlaka, bir ya da iki kadın vardır insan içinde emzirmenin ne kadar kötü olduğunu savunan.

Bir arkadaşıma sordum “Sen de bebeğini emziriyorsun, Gördüğün sadece süt veren bir anne. Neden buna karşısın?” diye. Aldığım cevap şuydu “Kocam neden başka kadının memelerini görüp, tahrik olsun ki”! Kusura bakmayın arkadaş, eğer kocalarınız emziren bir anne görüp tahrik oluyorlarsa malesef bir “sapıkla” evlenmişsinizdir.

Küçük bir şehirde oturduğumuzu bir kaç defa söyledim. Güneydoğuda. Burada kadınlar genelde sokakta emziriyorlar. Geçen bir erkeğin bile dönüp baktığını görmedim.

Dün bir kaç arkadaşımızı görmek için bir köye gittik. Bir kadın geldi 4 aylık bebeğiyle. Belki 7 tane erkek, 5-6 kadın oturuyorduk bir odada. Kadın memesini çıkarıp bebeğini emzirmeye başladı. Ben o kadar çok sevindim ki, yol boyunca eşimle konuştuk. Eşim de bana kadının en iyisini yapıp, hiç kimseyi düşünmeden emzirdiğini söyledi. Eşime o kadınların sürekli bahane ettikleri olayı sordum. “Kadın emzirirken tahrik oldun mu?”

Eşimin verdiği cevap o kadar çok hoşuma gitti ki! “Bebeğini emziren bir kadından tahrik olunmaz. Memesinin tamamı da dışarıda olsa, o kadına sadece ‘bebeğini emziren bir anne’ gözüyle bakılır. Aksine yapan adam tamamen sapıktır”

Malesef ikizlerimi kaybettikten sonra, kullandığım ilaçlardan dolayı Abbey’i emzirmeyi bıraktım. Ama hayatımda yaptığım en iyi şeylerden bir tanesidir emzirmektir.

O yüzden çocuklarınızı her yerde ve her zaman emzirmekten çekinmeyin!

Emzirme haftamız kutlu olsun!!!

Kahraman mı?!?

100_8006

Süper kahraman mıyım?

Pek değil. Sadece yapacaklar listemdekileri yapmaya çalışıyorum. Çoğu zaman bitmek bilmeyen listemin sonunu bile göremiyorum. Ama bitirmeye çalışıyorum. 3 tane küçük bebeniz varsa benim gibi, bu listeleri mecburen yapmak zorunda kalıyorum. Son zamanlarda bir şey keşfettim. Yazının ileri kalan kısmında açıklayacağım.

Mesela günlük işlerimden bitirmiş olduklarım şunlar:

Mutfağı temizledim.

Öğle yemeği pişirdim.

Tüm odaları süpürdüm.

Çocukların üçüne birden banyo yaptırdım. Hem de tek başıma!

Çamaşır deterjanı yaptım.

Çamaşırları yıkadım.

Akşam yemeğini yaptım.

Çocukları yatırdım.

Ve diğer işler… Kaç defa bez değiştirdiğimi, yere dökülen şeyleri temizlediğimi falan yazmıyorum. Sayamıyorum çünkü.

Dediğim gibi öyle süpe kahraman falan da değilim. Hatta 3 küçük çocuğun annesi olarak çok zayıfım. İlk önce benim gücüm, beni her saat yenileyen Rab’bimden gelmektedir.

Ve bununla ilgili bir çok örnek kişi var hayatımda. Açıkçası en çok iki kişi var bana ilham veren bu konuda.

Bunlardan bir tanesi canım arkadaşım Jen. 3 tane çocuğu var ve daha da fazla istiyor. En önemlisi ne zaman görsem sürekli gülümsüyor. Hem kendisi hem tüm ailesi.

Bir diğeri de Jornie ‘den Stephanie. Aslında yüz yüze tanışmış değiliz ama kayınpederi eşimin çok iyi bir arkadaşı.

Stephanie 26 yaşında ve 4 tane çocuğu var. Çoğu şeyi kendisi yapıyor. Ekmek, sabun vb.

Hem 4 çocuğa bakıp hem de bir çok şeyi yapacak gücünün nereden geldiğini anlamaya çalıştım hep. Onun 15 dakika yazısını okuyana kadar da anlamamıştım.

Bu çok güzel ve çok kolay bir yöntem. Alarmınızı (ben fırın alarmını kuruyorum) 15 dakikaya kurun. Elinizdeki bir işi o 15 dakika da bitirmeye çalışın. Bitmedi mi? Dert etmeyin. 2-5 dakika dinlenin. Bir çay ya da kahve için. Ondan sonra tekrar 15 dakikaya kurun alarmınızı. Kaldığınız yerden devam edin. Böylece hem 15 dakikada ne kadar çok şey yapabileceğinizi göreceksiniz hem de dinlenmiş olacaksınız.

Benim sırrım bu… Biz de çok işe yarıyor. Çünkü bizde ne yardımcı ne akraba var. Tek başımıza ne kadar çok şey yaparsam o kadar iyi.

Hem de böylece çocuklarıma bol bol zaman ayırabılıyorum.

Bizim en çok sevdiğimiz şeylerden birisi okumak. Odelia çok daha mutlu bu sonuçtan.

Hem bol bol kucaklaşın bebelerle. Zaman çok çabuk geçiyor.

Hem de işlerin bittiğini gören David çok çok daha mutlu.

Denemekte fayda var derim!

SÜPER KAHRAMANLARA!

Domatesli Mango!

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

“Anne, bu mangoda salca var mı?” diye sordu mangoyu ilk defa yiyen 4 yaşındakı Odelia. Malum mangonun tanesi 8 TL.  Eylülde ailenin Sri Lanka ayağında kalan kısmını görmeye gitçeğimizden dolayı, çocukları yavaş yavaş bu muhteşem lezzetleri tattırmaya çalışıyorum ki, orada yabancılık çekmesinler. Odelia, bir parçası olduğu topraklara gidecegi ve insanlarını göreceği için çok heyecanlı!

“Ne deme istiyorsun Oddie?” diye sordum.

O da bana, “Anne bakö bazı yerlerı kırmızı ondan dolayı salça var mı, diye merak ettim” diye karşılık verdi.

“Hayır güzelim, tamamen saf bir meyve. O renkler kendiliğinden geliyor” dedim.

“Ah anne, o kadar çok tatlı ki bu. Sri Lanka’da da var diye çok mutluyum.” dedi kıkırdayarak.

Çok komik bir sohbetti fakat bir bakımada çok zordu. Kızım, babasının kültürüne dair hiç birşey bilmiyor. “Hadi ama! Sadece bir mango!” diyeceksiniz. Evet sadece bir mango ama eşimin şehrinde, yani Jaffna’da, dünyanın en lezzetli mangoları yetişiyor. Burada bulamayacağımız birçok diğer meyveler de var.

Odelia, David’e Sri Lanka hakkında tekrar ve tekrar sorular soruyor. Gördüğü her uçağın Sri Lanka’ya, oradaki kuzenlerine ve en son 6 aylıkken gördüğü ve büyük bir ihtimalle hatırlayamadığı oradaki aile üyelerine, gittiğini zannediyor.

Farklı bir kültürden birisiyle yapılan evlilik çok eğlenceli oluyor ve her gün yeni bir şeyler öğreniyorsunuz!

Ya da dünyaya başka gözlerden bakmaya başlıyorsunuz. Ama 3 farklı kültürde büyüyen çocuklar için o kadar da kolay değil. Çünkü kişiliklerini ve onlar için evin neresi olduğunu sorgulamakla geçiyor zamanlarının büyük bir kısmı!

3 kültür dedim çünkü, eşim Sri Lanka’lı ve ben Türk’üm. Biz kendi kültürümüzü oluiturmaya karar verdik. Yani her iki kültürden de iyi olan şeyleri aldık, kötü olanları attık!

David ve ben çocuklarımızı böyle yetiştimeye karar verdik. Biz mutluyuz, çocuklar batılı arkadaşlarıyla mutlu ve uyumlu. Ama maalesef kendi insanlarıyla pek o kadar da uyumlu değiller. İstanbul’da yaşadığımız için buradaki insanları ve kültürü, az çok biliyorlar.  Bu da David’in kültürü ve insanlarına olan ilgisini daha da çok arttırıyor.

Bu yüzden Sri Lankalı yada Hint arkadaşlarımızla bir araya geldiğimiz zaman çok fazla heyecanlanıyor ve bir çok sorular soruyor.

Sadece o değil, ben de çoğu zaman kültür hatalarına düşüyorum.

Bazen doğal olarak kültürümüzü yansıtıyoruz.

Bir hafta önce çok yakın olduğumuz arkardaşlarımız (benim en iyi arkadaşlarımdan birisi) sadece küçük Joelle’yı bereketlemek için 2 günlüğüne geldiler. Cumartesi günü bizdelerdi ve sadece bir gün benim için yeterli değidi!

Benim David’im harika bir tavuk körü ve pilav yaptı (onlar da Hintliler) ve ben de benim bazı atıştırmalıklardan yaptım. Hintliler gibi yedik. 😉

Benim JJ’im, pek yemek yemeyen oğluşum ondan sonra o kadar çok yedi ki, ben durdurmak zorunda kaldım. Önceki problem neymiş biliyor musunuz? Kaşık ve çatal!!!

Bu çocuğun doğasında var Sri Lankalılık!

Buna benzer bir çok örnek var. 3. kültür (3rd culture kıds) çocuklarınız ve yabancı bir eşiniz varsa, kültür, bizim düşündüğümüz kadar kötü değil. Sadece nelerin ailemize uygun, nelerin uygun olmadığını bulmamız lazım.

Eşinizin kültürünü öğrenirken, eşiniz hakkında ne kadar fazla şey öğreneceğinizi tahmin bile edemezsiniz. Harika bir yolculuk bu! Nasıl yetiştiklerini, nelerden hoşlandıklarını, bazı konularda neden farklı düşündüklerini vb…Emin olun ki, bunları da keşfedeceksiniz.

Eğer yelkenliyi nasıl kullanacağınızı biliyorsanız, bu harika bir yolculuk.  İsa gibi büyük bir barınağınız yoksa, bu yolculuk o kadar da kolay değil.

Eşinizin yelkenliyi kullanmasını öğrenmesine izin verin ve siz de onunla beraber öğrenin!

Hızlı Öğle Yemeği

DSC_1486

Burada ve Sri Lanka’da hem öğle yemeğini hem akşam yemeğini mutlaka pişirmemiz lazım. Türk olduğum halde ve bir Sri Lanka’lı ile evli olduğum halde bu, en büyüğü 4 yaşında olan 3 tane çocuk annesi olarak benim için imkansız. Aynı günde iki defa yemek pişiremem.

Benim çocuklarımın annesi (yani ben) bu konuda pek alışılagelmiş birisi değil. Çünkü benim yapılacak ev işlerim ve yetiştirmem gereken 3 harika çocuğum var.

Bu yüzden çoğu zaman basit bir çorba yapıyorum ya da önceki akşamdan kalan yemeği hazırlıyorum. Bu yüzden de çoğu zaman gerekenden fazla yemek yapıyorum ki ertesi günün öğle yemeğine de kalsın. Böylece ne ben, ne de çocuklar pek stres yaşamayalım.

3 dakikalık basit bir öğle yemeği fikri isteyenler sadece aşağıyı okuyun.

Bir tane lavaş

Biraz salam ya da haşlanmış patates te kullanabilirsiniz. (Patates benim, salam çocukların favorisi)

Biraz kaşar peynirini rendeleyin. Lavaşın arasına koyduğunuz salamın üzerine serpin.
Lavaşı ikiye katlayın.
Kızartma tavasına koyun. (Ikea’nın tavaları benim tercihim) Yağ koymadan her bir tarafını birer dakika kızartın.
Afiyet olsun!